Attila
Latince
Attila
Grekçe
Ἀττίλα
. 434-453
),
Hun
topluluklarının hükümdarı olduğu 434 tarihinden, 453'teki ölümüne kadar
Hun İmparatorluğu
hükümdarıdır. Hükümdarlığı sırasında İmparatorluğunu dönemin
Avrupasının
büyük bölümünü kaplayacak şekilde genişletti. Öldüğü zaman idaresi altındaki topraklar batıda
Cermanya
, doğuda
Ural Nehri
, kuzeyde
Baltık Denizi
ve güneyde
Karadeniz
'e kadar uzanıyordu. Attila, imparatorluğun başında olduğu zaman diliminde Hunların yanı sıra, birçok
Cermen
ve
İranlı
kabileye,
Ostrogotlara
Bulgarlara
ve
Alanlara
da önderlik etti.
Attila, imparatorluğu sırasında
Batı
ve
Doğu Roma
İmparatorluklarının en korkulan düşmanlarından birisi oldu.
Tuna
'yı iki kez geçti ve
Balkanlar
'ı yağmaladı, ancak
Konstantinopolis
'i ele geçirme gereği duymadı.
Perslere
karşı yaptığı seferin ardından, 441'de Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'na yaptığı akının başarılı olması, Attila'yı Batı'yı işgal etmeye cesaretlendirdi.
Galya
'yı ele geçirmek amacıyla
Ren
'i geçti ve
Flavius Aetius
önderliğindeki birlikler tarafından
Katalon Muharebesi
'nde ağır kayıplar ile durdurulana kadar
Aurelianum
'a kadar ilerlemeyi başardı.
İtalya
'yı işgal etti ve kuzey vilayetlerini yağmaladı, ancak
Roma
'ya ilerlemedi. İlerleyen zamanlarda
Roma
'ya yönelik yeni seferler planladı, ancak 453'te ani bir şekilde öldü. Attila'nın ölümünden sonra, yakın danışmanı olan
Gepid
Kralı
Ardarik
, Hun egemenliğine karşı bir Cermen isyanı başlattı ve takibinde Hun İmparatorluğu
Nedao Muharebesi
ile beraber çöktü.
Attila ve idaresi altındaki Hunlar dönemin Avrupasında derin izler bıraktığı için Attila ile ilgili metinlere
Antik
dönemlerden bugüne kadar rastlanmaktadır. Kendisi tarafından yapılan seferler
Batı
ve
Doğu Roma
'ya oldukça zarar vermiş, öncesinde Hunların sebep olduğu
Kavimler Göçü
ile direncini kaybeden Batı Roma İmparatorluğu'nun kısa bir süre sonra
çökmesine
sebep olmuştur. Bu nedenlerden ötürü, ayrıca etnik kökeni ve dini nedeniyle, dönemin Hristiyan tarihçileri tarafından kendisine olumsuz bir imaj verildi. Zulüm ve ölüm ile ilişkilendirdi ve ona
Tanrı'nın Kırbacı
ve
Tanrı'nın Cezası
gibi isimler verildi. Ancak başta
İskandinav
ve
Cermen
kültürleri olmak üzere diğer kültürlerde, kendisini konu edinen
Sagalarda
ve
Nibelungen Destanı
gibi destanlarda daha olumlu bir yer kapladı. Günümüzde
Macarlar
ve
Türkler
tarafından ulusal ve kurucu bir figür olarak anılmaktadır.
Hunların
batıya doğru ilerlerken izledikleri yol
Hunların
nereden geldiği ve diğer bozkır toplumları ile bağlantıları bugün hala tartışmalıdır. Kökenlerinin
Hiung-nu
insanlarının batıya göç eden bir grubuna uzanıyor olma ihtimali bulunmaktadır. Hunların,
Gotları
ve diğer Doğu Avrupa kabilelerini atalarının evlerinden sürmeleri 375 civarında, sonraki yıllarda
Batı Roma
'nın yıkılmasında önemli rol oynayacak olan
Kavimler Göçü
'nü ve toplu bir mülteci dalgasını tetikledi.
400'lerin başlarından itibaren Hunlar,
Roma İmparatorluğu
'nun yakınlarına yerleşmeye başladı ve 5. yüzyılın ilk yarısında
Macaristan
ovalarında kendi hükümdarlıklarını kurdular.
Dönemin kaynakları,
Avrasya stepleri
'nden geldiklerini ve
Avrupa
'da 4. yüzyılın sonlarında aniden ortaya çıktıklarını iddia etmektedir. Romalı yazarlar, Gotların topraklarına vahşi bir geyiği kovalarken ya da
Kerç Boğazı
'ndan
Kırım
'a giden ineklerinin peşinde koşarken girmiş olabileceklerini yazdılar.
Jordanes
, Gotların Hunları kötü ruhların ve cadıların soyundan gelen bir halk olarak gördüklerini belirtmiştir.
Hunlar ile dönemin Avrupalılarının ilk temasları 4. yüzyılın sonralında olsa da ilk zamanlarda Hunlar bu bölgeye sadece yağma için geliyorlardı. Bazı zamanlar
Kafkasya
bölgesinden veya
Balkanlar
üzerinden
Doğu Roma
topraklarına akınlar düzenleseler de bu bölgeleri yurt edinmemişlerdir. Hunların
Oltu Nehri
'nin doğusunu bir idare merkezi olarak kullanmaya başlamaları ilk defa
Uldız
zamanında olmuştu. 400 yılında Uldız, birliklerini
Muntenya
bölgesinden yönetmeye başladı. Uldız'ın döneminde devletin sınırları
Tuna Nehrinin
batısına kadar uzandı.
Uldız'ın ölümünden
Rua
'nın yönetimine kadar geçen sürede Hunlarla ilgili bilgiler oldukça azdır. Yönetiminin başlarında Rua, daha sonra 430'da
Burgundlar
'a karşı bir askerî harekât sırasında ölecek olan kardeşi
Oktar
ile birlikte hüküm sürdü. Hunlar, 422'de Rua komutası altında tekrar çevre bölgere baskınlar düzenlemeye başladı.
Konstantinopolis
surlarına kadar ulaştılar ve Doğu İmparatorluğu'nu yıllık haraca bağladılar. Doğu Roma ile uzun süre savaşmalarına karşın Hunların
Batı Roma
ile ilişkileri oldukça iyiydi. Öyle ki 424'te Kuzey Afrika'da Hun askerleri Romalılar için savaşmışlardı. Ayrıca zaman zaman
Flavius Aetius
'un komutasına savaşmaları için Hun askerleri verilmişti.
5. yüzyılın ilk yarısında Hunlar tarafından kontrol edilen bölgeler.
Attila'nın babası
Muncuk
, beşinci yüzyılın başlarında birlikte Hun İmparatorluğu'nu yöneten
Oktar
ve
Rua
'nın kardeşiydi. Bu tarz
diarşi
yönetimler Hunlar'da yaygındır, ancak tarihçiler bunun yerleşmiş bir uygulama mı, yoksa ara sıra mı meydana geldiğinden emin değillerdir. Ailesi asil bir soydan gelmekle beraber, bir kraliyet hanedanı oluşturulup oluşturulmadığı belirsizdir. Attila'nın doğduğu tarih ve doğum yeri kesin olarak bilinmemektedir.
Panunya
bölgesinde doğmuş olma olasılığı yüksektir. Doğum tarihi olarak bazı tarihçiler 395 ve 406 yıllarını göstermektedirler ancak bu tarihleri hayal ürünü bulan ve dördüncü yüzyılın son on yılı ile V. yüzyılın başlarını gösteren tarihçiler de bulunmaktadır.
Diğer bütün Hun çocuklarında olduğu gibi, Attila da bir at binicisi ve okçu olarak yetiştirildi. Raporlar, soylu bir ailenin üyesi olması sebebiyle, iyi eğitim almış birisi olduğunu göstermektedir. Ana dili olan
Hunca
, Hunların konuştuğu, muhtemelen
Türk dilleri
ailesine mensup olan bir dildi,
26
27
ancak ailesi yönetici sınıfın bir parçası olduğu için dönemin gerekliliği olarak Gotların dilini de öğrendi.
Priskos
, ayrıca yetişkinliğinde
Latince
ve
Grekçe
de konuştuğunu ve yazdığını bildirmiştir.
Attila, hızla değişen bir dünyada büyüdü. İçinde yaşamakta olduğu halkı, Avrupa'ya daha yeni gelmiş göçebelerden oluşuyordu. 370'lerde
Volga
Nehrini geçtiler ve
Alanların
topraklarına yerleştiler. Ardından
Karpatlar
ile
Tuna
arasındaki
Got Krallığı
anlam ayrımı gerekli
na saldırdılar. Askerî birliklerinin temelini oluşturan atlı okçuları yenilmezlik konusunda ün kazanmış, savaş alanında oldukça hareketli savaşçılardı ve
Cermen kabileleri
onlara karşı koyamıyordu. Hunlardan kaçan büyük kitleler,
Cermanya
'dan batıya ve güneye,
Ren
ve Tuna kıyıları boyunca Roma İmparatorluğu sınırlarına yerleşmeye başladılar. 376'da
Vizigotlar
Tuna'yı geçti ve
Doğu Roma
'ya sığındılar. İlk zamanlarda imparatora bağlı kalsalar da kısa süre sonra
Valens
'e isyan ettiler ve 378'de
Hadrianapolis Muharebesi
'nde imparatoru öldürdüler. Çok sayıda
Vandal
, Alan,
Suevi
ve
Burgund
topluluğu, Hunlardan kaçmak için 31 Aralık 406'da Ren Nehri'ni geçerek
Batı Roma
kontrolündeki
Galya
'yı işgal etti. Roma İmparatorluğu 395'ten beri ikiye bölünmüştü ve biri Batı'da
Ravenna
'dan, diğeri ise Doğu'da
Konstantinopolis
'ten olmak üzere iki farklı hükûmet tarafından yönetilmekteydi.
Alanlar
ile savaşan Hunlar
Peter Johann Nepomuk Geiger
, 1873.
Hunlar, etnik açıdan çeşitli halklardan oluşan bir seçkin grubun iradesiyle belirlenen belirsiz sınırları olan geniş bir bölgeye hükmetmekteydi. Bu halklardan bazıları Hunlar olarak asimile edilmiş olsa da, birçoğu kendi kimliklerini korudu ancak Hun hükümdarının hakimiyetini kabul etti.
32
Hunlar, Batı Romalıların yaşadıkları birçok sorunun dolaylı kaynağı konumundaydı, çeşitli Cermen kabilelerini Roma topraklarına sürüklemişlerdi. Ancak iki imparatorluk arasındaki ilişkiler yakın ve samimiydi. Romalılar Hunları
paralı asker
olarak Cermenlere karşı kullanmış ve hatta iç savaşlarında dahi Hun askerler yer almıştı. Bu sayede gaspçı
Joannes
, 424'te
III. Valentinianus
'a karşı topladığı orduya binlerce Hun askeri alabilmişti. Bu operasyonu daha sonra
Magister militum
olacak olan
Flavius Aetius
yönetti. Romalılar ile Hunlar arasındaki bu ittifak 401'den 450'ye kadar sürdü ve Romalılara çok sayıda askeri zafer kazandırdı. Hunlar, Romalıların kendilerine haraç ödediğini düşünürken, Romalılar bunu sunulan hizmetler için yapılan ödemeler olarak görmeyi tercih etti. Attila, amcası Rua'nın başta olduğu sırada, reşit olduğu dönemde Hunlar büyük bir güç haline gelmişti. Konstantinopolis
Patriği
olan
Nestorius
, bu konuda duyduğu rahatsızlığı şu sözlerler belirtmişti: "Onlar (Hunlar), Romalılara hem efendi hem de köle oldular".
434 yılında,
Rua
'nın ölümü, birleşik Hun kabilelerinin idaresini kardeşi
Muncuk
'un iki oğlu olan, Attila ve
Bleda
'nın
ortak idaresine
bıraktı. Hun kabileleri başa geçecek kişiyi sadece miras yolu ile değil, aynı zamanda varisin askeri, diplomatik ve ekonomik kabiliyetlerine de bakarak belirliyordu.
34
Dolayısıyla, Rua'nın ölümünün ardından tahtın devredilmesi muhtemelen barışçıl bir süreç olmamıştı. Attila ve abisinin tahta geçmesinin ardından, Rua'nın yeğenleri ve hatta çocukları olabilecek Mamas ve Atakam adındaki iki aile üyesinin bazı Hun soyluları ile birlikte Konstantinopolis'e kaçmış olması bu sebepten ötürü olabilir. Daha sonraları Attila ve Bleda, Doğu Romalılarla bu Hun kaçaklarının -muhtemelen yönetimde hak iddia edebilecekleri endişesi ile- teslim edilmesi için defalarca talepte bulunacaktı.
Attila'nın beyaz bir ata binen tablosu, Fransız romantik ressam
Eugène Delacroix
(1798–1863)
Ertesi yıl Attila ve Bleda, imparatorluk heyeti ile
Margus
'da bir araya gelmiş ve avantajlı bir
anlaşmaya
varmışlardı. Ayrıca anlaşma Hunlara özgü bir şekilde at sırtında yapılmıştı.
36
Doğu Romalılar, kaçakları iade etmeyi, önceki 350 Roma poundu (yaklaşık 115 kg) altın haraçı ikiye katlamayı, pazarlarını Hun tüccarlarına açmayı ve Hunlar tarafından esir alınan her Romalı için sekiz
Solidi
fidye ödemeyi kabul etti. Anlaşmadan memnun kalan Hunlar, Doğu Roma İmparatorluğu sınırlarından ayrıldılar ve belki de imparatorluklarını sağlamlaştırmak ve güçlendirmek için
Alföld
'deki evlerine döndüler.
II. Theodosius
, bu fırsatı
Konstantinopolis'in duvarlarını
güçlendirmek, şehrin ilk deniz duvarını inşa etmek ve
Tuna
boyunca sınır savunması oluşturmak için kullandı.
Sonraki birkaç yıl boyunca Hunlar,
Sasani İmparatorluğu
'nu işgal ederken Roma'nın görüş alanının dışında kaldılar. Ancak
Ermenistan
'daki bir karşı saldırı, Attila ve Bleda'yı fetih planlarından vazgeçmeye zorladı. 440'lı yılların başlarında Hunlar, Theodosius'un taahhütlerini yerine getiremediğini ve Margo Piskoposunun Tuna nehrini geçip kuzey kıyılarındaki Hun mezarlarını tahrip edip yağmaladığını iddia ederek Bizans İmparatorluğu'na saldırdı.
38
Tuna'yı geçerek nehir üzerindeki kaleleri yerle bir ettiler.
Roma İmparatorluğu'nun başka bölgelerinde yaşanan olaylar geçici olarak Konstantinopolis'in dikkatini dağıtmıştı. Hunlar Tuna boyunca şehirlere saldırırken,
Genserik
liderliğindeki
Vandallar
Batı Roma eyaleti Afrika'yı ve başkenti
Kartaca
'yı ele geçirdi. Kartaca, Batı İmparatorluğu'nun en zengin vilayeti ve Roma için ana besin kaynağıydı. Ayrıca
Sasani
Şahı
II. Yezdicerd
441'de Ermenistan'ı işgal etti.
Romalı birlikler, Afrika'daki Vandallara karşı bir sefer düzenlemek için Balkanlardan ayrılmış ve Sicilya'ya yollanmışlardı. Bu durum, Attila ve Bleda'nın önündeki Balkanlar'ı tamamen savunmasız bıraktı. Hun ordusu sınır bölgelerindeki şehirleri yağmaladı.
Singidunum
Sirmium
ve civar şehirleri ele geçirdi. Ardından ateşkes ilan edildi ve 442 yılı boyunca ateşkes devam etti. Bu süre içerisinde Theodosius, askerlerini sınırlara geri getirme ve gelecek saldırılara karşı hazırlıklar yapma fırsatı buldu. 442 yılında Theodosius,
Sicilya
'daki birliklerini geri çağırdı ve Hunlara karşı koyabilmek için büyük miktarda yeni para tertipledi. Bütün bu hazırlıkların ardından Hunları yenebileceğine inanan Theodosius, Attila ile Bleda'nın taleplerini reddetti.
40
Doğu Roma İmparatorunun kendilerine karşı çıkması üzerine Hunlar 443 yılında tekrar harekete geçti. Romalılar, bu saldırılar sırasında ilk defa Hunların
Koçbaşı
ve
Kuşatma kulesi
kullandıklarına şahit oldular. Hun birlikleri Ratiara ve
Naissus
şehirlerini başarıyla ele geçirdi ve halkı katletti. Naissus'u kuşatmadan bir süre sonra ziyaret eden
Priskos
, şehirde gördükleri ile ilgili şunları söylemiştir, "Naissus'a vardığımızda şehri yağmalamış ve terk edilmiş bulduk; kiliselerde sadece birkaç hasta insan yatıyordu. Nehirden kısa bir mesafede, açık bir alanda durduk. Nehir kenarındaki bütün bölge savaşta öldürülen adamların kemikleriyle doluydu."
42
Nišava
boyunca ilerleyen Hunlar, daha sonra
Serdica
Philippopolis
ve
Arcadiopolis
'i aldı. Konstantinopolis'in dışında
Aspar
tarafından kumanda edilen bir Roma ordusuyla karşılaştılar ve yapılan muharebede Roma ordusunu yok ettiler. Ancak şehre ilerlemek istediklerinde Hunların elinde başkentin çifte duvarlarında gedik açabilecek bir imkan yoktu ve geri çekildiler. Buna rağmen,
Callipolis
yakınlarında ikinci bir Roma ordusunu daha yendiler.
Etkili bir direniş gösteremeyen Theodosius, yenilgiyi kabul ettiğini bildirmek için
Anatolius
'u barış şartlarını müzakere etmeye gönderdi. Varılan
Anatolius Antlaşması
'nın koşulları öncekinden çok daha sertti: İmparator işgal sırasında antlaşmanın şartlarına uymadığı için ceza olarak 6.000 Roma poundu (yaklaşık 2000 kg) altını vermeyi kabul etti; yıllık haraç üç katına çıkarıldı ve 2,100 Roma poundu (yaklaşık 700 kg) altınına yükseltildi; ve her Romalı mahkûm için 12
solidi
fidye ödendi. Taleplerinin karşılanması üzerine Hunlar tekrar kendi topraklarına geri döndüler.
Hun birliklerinin Bizans topraklarından çekilmelerinden kısa bir süre sonra, 444 kışı sonu veya 445 baharı sırasında Bleda öldü. Attila'nın kardeşinin ölümünde etkisi olup olmadığı ya da Bleda'nın başka nedenlerden ötürü öldüğü konusunda çok sayıda söylenti olmakla beraber, dönemin kaynaklarının olayı bildirmek dışında herhangi bir bilgi içermemesi sebebiyle gerçek hala belirsizdir. Kardeşinin ölümünün ardından Attila, Hun kavimlerinin tek ve mutlak hükümdarı olmuştu.
445 yılında Attila'nın elçileri Bizans hükümdarından Hun tutuklularının iadesini talep etti ancak o sırada diğer düşmanlarıyla görece barış içerisinde olan, dolayısıyla herhangi bir savaş için hazır askerleri bulunan Bizanslılar bu talebi reddetti. Bununla birlikte, 440'ların ortalarında Bizans İmparatorluğu, oldukça ağır bir dizi kargaşa ve doğal afet ile karşı karşıya kaldı. 27 Ocak 447'de, büyük bir deprem Konstantinopolis'te oldukça ağır hasarlara sebep olmuş, ayrıca
Theodosian Duvarı
'nın büyük bölümünü yıkmıştı. Bu deprem,
Trakya vilayetinde
pek çok kasaba ve köyü harap etmiş, yeni salgınlara yol açmış ve halihazırda devam etmekte olan kıtlığı daha da ağırlaştırmıştır.
Attila'nın ziyafeti
Mór Than
tarafından
Bizans
büyükelçisi
Priskos
'un (en sağ altta) yazmış olduğu tasvirlere dayanarak çizilmiştir. (1870)
Attila, Bizans içerisinde yaşanan bu sorunları taleplerini kabul ettirmek için bir fırsat olarak gördü. Tüm birliklerini seferber etti ve
Balkanlar
'ın kuzeyindeki
Daçya
'ya ilerledi.
Marcianopolis
'te konuşlanmış Roma birlikleri Hun askerlerinin ilerleyişini durdurmak istese de
Utus Muharebesi
'nde ağır bir yenilgi aldılar. Bölgedeki askerî gücün yok edilmesi ile birlikte Hun birlikleri bütün Trakya'yı yağmaladılar. Bizans imparatoru II. Theodosius dikkatini başkenti savunmaya vermişti. Depremlerden zarar gören duvarları onarmak ve bazı yerlerde eski surların önüne yeni bir sur hattı daha inşa etmek için insan gücü toplamaya odaklandı. Belki de bu sebeple Attila Konstantinopolis'e saldırmaktan vazgeçti ve bunun yerine Yunanistan'ı işgal etmeyi ve yağmalamayı tercih etti. Attila'nın birlikleri
Lamya
'ya kadar ilerledi ve yanlarında yağmalardan elde ettikleri büyük miktardaki mal ile birlikte geri çekildiler.
Ardından gelen barış görüşmelerinde, Attila kazanan taraf olarak elini güçlendirmişti ve sonuç olarak ağır taleplerde bulundu: Ödenen vergideki artışa ek olarak, Tuna'nın güneyinde yer alan, üç yüz mil uzunluğunda ve beş günlük yürüme mesafesindeki geniş Roma topraklarının kendilerine bırakılmasını talep etti. Sınırın bu şekilde kaydırılması, sembolik değerinin yanı sıra, Hunlara taktiksel avantaj sağlayacak ve olası bir Roma saldırılarına karşı bir tampon bölge görevi görecekti.
Müzakerelerer sebebi ile Hunlar ve Romalılar arasında yoğun ve çeşitli bir diplomatik hareketlilik yaşandı. Bu müzakerelerin bir parçası olarak, Saray mensubu olan Priskos büyükelçi olarak Attila'nın başkentine gönderildi ve 449 baharında Attila'nın korumalarından birisi olan Edecão Konstantinopolis'e gitti. Theodosius, kendisine yapılan taleplerin ağır yükümlülüklerinden kurtulmak istiyordu. Dolayısıyla, aynı yılının yazında görünüşte barış anlaşmasını sonuçlandırmak isteyen, ancak asıl amacı Attila'ya yapılacak bir suikastı gizlice organize etmek olan bir elçiyi Hun başkentine gönderdi. Bu amaç için Attila'ya yakın ve o sırada büyük bir prestij ve güç sahibi Edecão'ya elli pound altın ödendi. Ancak Edecão, bu planı Hun kralına ifşa etti ve sonucunda Romalılar çok daha büyük bir aşağılama ile karşı karşıya kaldılar. Bu başarısızlığa rağmen Theodosius, geçen süreyi birliklerini güçlendirmek için kullandı ve müzakereleri durdurmayı başardı. 450 yılında kabul edilen barış antlaşması 447'den önceki bölgesel durumu aynen korudu ve miktarı bilinmeyen bir haraç ödenmesi karşılığında Romalı mahkûmların geri gönderilmesini sağladı.
40
III. Valentinianus
(solda) ve ablası
Honoria
(sağda), anneleri
Galla Placidia
ile birlikte resmedildikleri madalyon.
54
440'ların sonuna kadar Attila, Roma'nın fiili lideri
Flavius Aetius
ile yakınlığı sayesinde
Batı Roma
ile iyi ilişkiler içerisindeydi. Romalı aristokrat, 433 yılında Hunlar arasında
sürgün
olarak kısa bir süre geçirmiş, zaman zaman Attila'nın amcası
Rua
ile işbirliği yapmış ve Attila'nın kendisine sağladığı birliklerden batıdaki savaşlarda kişisel olarak yararlanmıştır. Ancak zaman içerisinde iki taraf arasında gerilim oluşmaya başladı ve Hunlar'ın Batı Roma ile ilgili fikirleri değişti. 449'da
Salland
Frankları
arasındaki bir taht kavgası başlamış, Attila ölü Frank kralının büyük oğlunu desteklerken,
Ravenna
ve Aetius onun kardeşini desteklemişti. Aynı zamanda Vizigotlara karşı savaşan ve onlardan çekinen
Genserik
'in hediyeleri ve diplomatik çabaları da Attila'nın planlarını etkilemiş olabilir.
450 yılında İmparator
III. Valentinianus
'un ablası
Honoria
, Attila'dan yardım istedi. İmparator siyasi çıkarlarını desteklemek amacıyla, ablasını eski bir senatörle evlendirmeye karar vermişti. Bu evlilikten kaçınmak isteyen Honoria,
mühür yüzüğünü
Attila'ya gönderdi. Honoria, mektubunda Attila'ya "
Augustus
" olarak hitap etmişti ve muhtemelen kendisine evlilik sözü vermişti. Bu talep Attila'ya Batı İmparatorluğu'na yapacağı bir saldırıyı meşrulaştırması için iyi bir fırsat sundu. Attila, muhtemelen
savaş nedeni
olarak kullanabilmek amacıyla,
Galya
'nın kendisine
çeyiz
olarak verilmesini talep etti.
Valentinianus, olanları öğrendikten sonra Honoria'yı idam ettirmek istese de annesi
Galla Placidia
'nın kendisini ikna etmesi üzerine ablasını sürgün etmeyi tercih etti. İmparator, sözde evlilik teklifinin meşruiyetinin şiddetle reddedildiğini Attila'ya bildirdi. Bu sırada Bizans imparatoru
Marcianus
onu Hunlara karşı direnmesi için cesaretlendirdi ve yardım edeceğine söz verdi. Attila, Honoria'nın masum olduğunu, teklifin meşru olduğunu ve haklı olarak kendisine ait olanı talep etmeye geleceğini ilan etmek için Ravenna'ya bir elçi gönderdi.
Hunlar'ın
Galya
seferi sırasında izledikleri rotalar ve saldırdıkları şehirler.
451 baharında Attila, Hunları ve
vasalları
olan
Gepidleri
Ostrogotları
Alamanları
Herulileri
Ren
Franklarını
(Salland Frankları Romalılar ile müttefik olmuşlardı.) ve başka birçok Cermen kabilesini bir araya getiren bir ordunun başında
Galya
'ya karşı bir sefer başlattı. Ordunun toplam kaç kişiden oluştuğu bilinmemekle birlikte, dönemin standartlarına göre çok sayıda olduğu ve dolayısıyla yavaş hareket ettiği öngörülebilir.
Belgica
'ya vardığında Jordanes, ordunun yaklaşık yarım milyon adamdan oluştuğunu söylese de, modern tarihçiler bu sayının yüz bin kişi civarlarında olmasının daha kabul edilebilir olduğunu söylemektedir.
Attila, teslim olmayı reddeden
Metz
şehirini
kuşattı
. Aylar sonra, 7 Nisan 451'de şehrin güney duvarı yıkıldı ve uzun süren direnişten dolayı öfkeli olan Hunlar yerel halkın tamamını katletti. Saldırıya uğrayan diğer şehirlerin bazıları, piskoposlarını anmak için yazılan
hagiografik
biyografiler
ile belirlenebilmektedir. Nicasius,
Rheims
'teki kilisesinin sunağının önünde katledildi; Saint Genevieve'nin
Paris
'i ve Servatus'un
Tongeren
'i dualarıyla kurtardıkları yazılmıştır.
61
Ayrıca,
Troyes
piskoposu Lupus, Attila ile şahsen görüşerek şehrini kurtarmasıyla tanınır.
Bu sırada, içerisinde Flavius Aetius ve
Avitus
'un da bulunduğu bir delegasyon Attila'nın durmadan batıya doğru ilerleyişini sebep göstererek
Vizigotlar
'ın kralı
I. Theodorik
'i Romalılarla ittifak kurmaya ikna etti. Attila, birliklerini iki ana gruba ayırdı ve ilk grup Kuzey Fransa'yı yağmalamaya odaklanırken, bizzat Attila tarafından komuta edilen ikinci grup doğrudan
Orléans
'a ilerledi. Şehrin direnmesi üzerine Hun birlikleri şehri haftalarca kuşatmak zorunda kaldı. Bu kuşatma, Flavius Aetius komutasındaki Romalılara ve Kral Theodorik'e, yapılacak savaş için gerekli olan orduları toplamalarına zaman verdi.
Kuşatma altındaki şehir düşmek üzereyken birleşik Roma kuvvetleri 14 Haziran'da bölgeye varmayı başardı. Bunun üzerine Attila kuşatmayı kaldırdı ve ikiye ayırdığı ordusunun geri kalan bölümü ile yeniden birleşmek için birlikleriyle geri çekildi. Aetius geri çekilen Hun ordularını takip etti ve düşmanı ile genellikle Katalununum yakınlarında olduğu varsayılan bir yerde karşılaştı. Attila, düzlük bir yerde savaşarak atlı birliklerini en iyi şekilde kullanabilmek istediğinden bu bölgeyi özellikle tercih etmişti.
65
İki ordu, 20 Haziran 451'de
Katalon Muharebesi
'nde çarpıştı. Theodorik, savaş alanında ölmüş olmasına ve iki tarafın da ağır kayıplar vermesine karşın, Koalisyon birlikleri Hun ordusunu savaş alanında kıstırmayı başardı ancak Aetius, Hunların ortadan kaldırılmasının ardından ortaya çıkabilecek muhtemel bir Vizigot çatışmasından korktuğu için avantajını kullanamadı. Aetius'un bakış açısından, Attila ve ordusunun mevcut kayıplar ile çekilmesine izin vermek Roma için en iyi olan şeydi. Vizigot Kralı Theodorik ölmüştü, Attila kargaşa içindeki ordusu ile geri çekilmekteydi. Dolayısıyla Romalılar galip görünme avantajına sahipti.
Attila tarafında ise elde edilen bazı küçük başarılara rağmen, Galya'daki sefer bir başarısızlıktı. Attila bölgede aradığı müttefikleri bulamamıştı ve kendisine karşı birleşen koalisyon ordusu daha güçlü olduklarını kanıtlamıştı. Ordusunun kaybı büyüktü ve geri çekilirken yağmada elde edilen ganimetin bir kısmını terk etmek zorunda kalmıştı. Attila, hem otoritesini hem de prestijini korumak için hızlı hareket etmesi gerektiğini biliyordu, bu yüzden ertesi yıl başka bir sefer daha organize etti.
Büyük Leo ve Atilla'nın Buluşması
, Papa
I. Leo
'nun
Aziz Petrus
ve
Aziz Pavlus
eşliğinde, Attila ile buluşmasını tasvir etmekte. (
Rafael
, 1514)
452 baharında Attila, bir kez daha Honoria ile evlilik iddiasını ortaya attı ve bu sefer ordusu ile birlikte
İtalya yarımadasına
doğru harekete geçti.
Hun birlikleri
Alpleri
geçtikten sonra, uzun bir kuşatmadan sonra
Aquileia
'yı ele geçirmeyi başardılar. Yapılan
yağmanın
ardından şehir neredeyse tamamen yerle bir edildi.
40
Sonrasında Attila ve birlikleri sırasıyla
Padova
Verona
Milano
ve
Pavia
kentlerini ele geçirdiler ve yağmaladılar. Bu süreçte Aëtius savaşma gücünden yoksundu, Attila'nın ilerlemesini sadece taciz saldırıları ile yavaşlatmayı başarabilmişti. Attila tam olarak bilinmeyen bir sebeple ordusunu
Po Nehri
'ni geçmeden durdurdu. Bu noktada, hastalık ve açlık Hun kampını ele geçirmiş, böylece ordunun savaşmasını engellemiş ve işgalin durmasına katkıda bulunmuş olabilir.
Hun ordusunun ilerleyişi sebebiyle İmparator Valentinianus, Ravenna'dan
Roma
'ya kaçmak zorunda kalmıştı.
70
Ancak Hun ordusunun kendisini takip etmesi sebebiyle durumun umutsuz olduğuna karar vermişti ve bu nedenle Attila ile müzakere edilmesi için bir heyet toplamaya karar verdi. 11 Haziran 452'de
Mantova
yakınlarında bulunan Hunlara Papa
I. Leo
'nun da aralarında bulunduğu bir heyet gönderdi. Uzun bir süre boyunca, Katolik dünyası, Hunların Roma'yı yağmalamaktan vazgeçmesini bir mucize olarak kabul etti.
70
Ancak bilimsel bir bakış açısından bakıldığında, Attila'nın ordusunun hem erzak konusunda sıkıntı yaşadığı hem de bir salgının kurbanı olduğu için müzakere etmeyi kabul ettiğine dair kanıtlar bulunmaktadır.
İtalya 451'de korkunç bir kıtlık çekmişti ve mahsulleri 452'de biraz daha iyi durumdaydı. Ancak Attila'nın 452'de Kuzey İtalya ovalarını yağmalaması hasadı iyileştirmememişti. Roma'ya ilerlemek, İtalya'dan elde edilemeyecek kadar erzak gerektirecekti ve şehri almak Attila'nın tedarik durumunu iyileştirmeyecekti. Bu nedenle Attila'nın barışı sonuçlandırması ve anavatanına çekilmesi daha kendisi için daha kazançlıydı.
Attila seferde iken,
Marcianus
nihayet Romalılara yardım etmeye karar vermişti. Önceki yıl
Kalkedon Konsili
'ne katılan Aetius adlı başka bir subayın komutası altındaki bir Doğu Roma ordusu Tuna'yı geçerek topraklarını korumak için geride bırakılan Hun birliklerini mağlup etmeye başlamıştı.
Aquae Flaviae
piskoposu
Hydatius
Chronica Minora'
sında yaşananları şöyle anlatmaktadır:
İtalya'yı yağmalayan ve aynı zamanda birçok şehri basan Hunlar, ilahi cezanın kurbanı oldular, cennetten gönderilen felaketlerle ziyaret edildiler: kıtlık ve hastalık. Ayrıca İmparator Marcianus tarafından gönderilen, Aetius önderliğindeki destek kuvvetler tarafından katledildiler ve kendi evlerinde ezildiler... Böylece Romalılarla barış yaptılar ve hepsi evlerine döndüler.
75
Attila, şu ya da bu nedenle, barış yapmanın ve anavatanlarına geri dönmesinin kesinlikle daha kazançlı olduğunu düşünmüştü. Sonuç olarak muzaffer bir komutan olarak ve büyük ganimetlerle Tuna'nın ötesindeki topraklarına çekildi. Ordusu zayıflamış olmasına rağmen, Honoria ve çeyizi kendisine teslim edilmezse Romalıları ertesi yıl geri dönmekle tehdit etti.
Yurduna dönmesinin ardından Attila, II. Theodosius'un ardından Bizans tahtına geçen İmparator
Marcianus
'tan kendisine ödenmeyen haraçları talep etmek için Konstantinopolis'e yeni bir saldırı planlamaya başladı. Ancak, 453'ün başlarında Hun hükümdarı beklenmedik bir şekilde öldü. Olayla ilgili en eski anlatım, Attila'nın, son eşi
İldiko
ile evliliğini kutladığı gece bol miktarda içki içtikten sonra şiddetli bir burun kanaması geçirdiği ve boğularak öldüğü hakkındadır ve Priskos'a atfedilir. Priskos'a göre, ölümü düğün gecesi gerçekleşecek ancak sabah gardiyanlar onu uyandırmak için odasına girdiklerinde, gelinin ölü bedeninin üzerinde ağladığını gördüklerinde ve şaşırdıklarında fark edilecekti.
Olaylardan seksen yıl sonra yazılan Bizans vakayinamelerinde Attila'nın ölümünün, eşi tarafından bıçaklanarak gerçekleştiği bildirilmektedir. Bazı tarihçiler, Theodosius'un Birkaç yıl önce denediğine benzer bir planın Marcianus tarafından düzenlemiş olabileceğini varsayarak, bu hipotezi inandırıcı bulmaktadırlar. Bununla birlikte bazı tarihçiler ise olayın gerçekleştiği zamana yakın dönemlerde kayda alınmış kaynaklarda Hun kralının vücudunda herhangi bir yara rapor edilmemiş olması nedeniyle cinayet hipotezinin reddedilemeyeceğini veya doğrulanamayacağını söylemektedirler.
Jordanes'e göre, Attila'nın askerleri hükümdarlarının ölümünü öğrendiklerinde kılıçlarıyla saçlarını ve yüzlerini keserek tepki göstermişlerdi çünkü Hun kültürüne göre tüm savaşçıların en büyüğünün ölümüne, kadınların yakarış veya gözyaşlarıyla değil, erkeklerin kanıyla yas tutulmalıydı. Attila gizli bir yerde, sırasıyle altın, gümüş ve demirden oluşan üç adet tabut ile beraber gömüldü ve mezarını kazan köleler, mezarın asla keşfedilmemesi ve kutsallaştırılmaması için öldürüldü.
40
Mezarın yeri günümüzde hala belirsizdir.
Attila'nın oğulları olan İlek, Dengizik ve İrnek, babalarının ölümünün ardından Hun İmparatorluğu'nun topraklarını ve vasal halklarını kendi aralarında bölüşmeleri sürecinde çıkan gerginlik zamanla çatışmalara dönüştü. Kendilerinin "en kötü koşulların köleleri" gibi muamele gördüklerini hisseden ve kültürel bağımsızlıklarını talep eden Cermen halkları, Attila'nın eski dostu ve sadık bir müttefiki olan Ardarik yönetiminde Hunlara karşı bir ayaklanma başlattı. 454'te İlek önderliğindeki Hunlar,
Nedao Muharebesi
'nde Cermenler karşısında acı bir şekilde yenildi ve savaş sırasında İlek öldürüldü.
Attila'nın kalan oğulları Gotları tekrar idareleri altına alabilmek amacıyla, Ostrogotların hükümdarı, Katalon Muharebesinde Attila ile birlikte savaşmış olan
Valamir
'e saldırdılar, ancak geri püskürtüldüler. Ardından muhtemelen İrnek idaresindeki bir grup Hun kabilesi doğuya doğru göç etti. Abisi İlek'in ölümünün ardından Dengizik, 469'da Tuna'nın güneyine son bir baskın girişiminde bulundu, ancak
Bassianae Savaşı
'nda yenildi ve ertesi yıl öldürüldü.
Attila'nın imparatorluğu ölümünün ardından uzun süre yaşamamasına rağmen, Roma'ya ve diğer komşularına karşı yaptığı seferlerin etkisi olduça uzun sürdü. Hunların eylemleri sebebiyle zayıflayan Roma İmparatorluğu'nun ekonomik durumu, işgalciler tarafından kaybedilen stratejik öneme sahip toprakları yeniden kazanmak için yeterli değildi. Batı Roma'nın zayıflaması 476 yılında
Odoacer
tarafından tahttan indirelecek olan
Romulus Augustus
'a kadar devam edecek ve ardından
İmparatorluğun çöküşü
gerçekleşecektir.
Birçok bilim insanı, "
Attila
" adının
Doğu Cermen
kökenli olduğunu iddia etmektedir;
Gotça
veya
Gepidce
"baba" anlamına gelen
atta
isminin sonuna, "-cık", "-cik" e benzer bir küçültme eki olarak
-ila
eklenmesi ile
Attaila
(Küçük baba) isminin meydana geldiği söylenmektedir.
89
29
90
46
Söz konusu etimoloji teorisi ilk olarak 19. yüzyılın başlarında
Jacob
ve
Wilhelm Grimm
kardeşler tarafından önerildi.
91
211
Bazı başka bilim insanları ise ismin kökeninin
Türk dillerinden
geldiği söylemiştir.
Omeljan Pritsak
, "Attila" adının *
es
(büyük, ulu) ve *
til
(deniz, okyanus) ifadelerinin sonuna, son ek /
/'nın gelmesi ile beraber oluşmuş birleşik başlık adı olduğunu öne sürdü.
92
444
Vurgulu arka hece olan
til
es
ön ekini sertleştirdi ve böylece
as
halini aldı.
92
444
. Sonuç olarak "Okyanusal, evrensel hükümdar" anlamına gelen
attíl
- (<*
etsíl
<*
es tíl
) biçiminde tekil bir isim oluştuğunu söyledi.
92
444
J. J. Mikkola ise ismin
āt
(nam, şöhret) kelimesinden geldiğini öne sürdü.
91
216
Bir başka teoride ise H. Althof (1902), ismin Türkçedeki atlı süvari veya Türkçe at ve dil kelimeleri ile ilgili olabileceğini düşünmüştür.
91
216
Maenchen-Helfen
, Pritsak'ın teorisinin "dahice ama birçok nedenden ötürü kabul edilemez" olduğunu savunurken, Mikkola'nın önerisini "ciddiye alınamayacak kadar zorlama" olduğunu ifade etmiştir. M. Snædal benzer şekilde, bu önerilerin hiçbirinin geniş çevrelerce kabul görmediğini belirtmiştir.
91
215-216
Attila isminin kökeninin
Türk dillerinden
geldiğini söyleyen önerileri eleştiren Gerhard Doerfer, "Kral
VI. George
'un isminin kökeni
Yunancadan
I. Süleyman
'ın ismi ise
Arapça
bir kökenden geliyor. Ancak bu onları ne Yunan ne de Arap yapmıyor. Dolayısıyla Attila'nın isminin Hun kökenli olmaması kabul edilebilir." diyerek konu hakkındaki görüşünü açıklamıştır.
89
31-32
Civilization 5
Gods and King's eklenti paketi
Rome Total War: Barbarian Invasion
Age of Empires 2 The Conquerors: Attila the Hun Campaign (2000)
Total War: Attila (2015)
19. yüzyıl
Şiirsel Edda
sında adı geçen Attila'nın tasviri
95
Hun Attila
Attila'nın on dokuzuncu yüzyıl tasviri.
Certosa di Pavia
- Latince yazıda, "Bu Tanrı'nın belası Attila'dır." yazmaktadır.
Attila'nın başka bir tasviri
I. Leo ve Attila'nın görüşmesi
Alessandro Algardi
(1646–1653)
Rönesans madalyonu üzerinde Attila (15. yüzyıl)
Attila'nın büstü, "Türklük Anıtı"
Pınarbaşı, Kayseri
Türkiye
96
97
Macaristan'daki bir müzede, Attila figürü
Wilhelm Dilich'in
Ungarische Chronica
adlı eserinde Attila'nın temsili. 1600-1604
98
Notlar
Hun hükümdarı
Rua
'nın kardeşi olan babaları
Muncuk Han
'ın iki oğlu olarak Attila ve abisi
Bleda
, amcalarının ölümünün ardından beraber tahta çıkmışlardır.
Madalyonun hangi yüzyılda yapıldığı veya resimdeki kişilerin kim oldukları kesin olarak bilinmemektedir.
Özel
Peterson, John Bertram (1907).
"Attila"
The Catholic Encyclopedia
vol. 2
. New York: Robert Appleton Company. July 7, 2014 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 18 Mayıs 2014
Walter Pohl:
Die Völkerwanderung.
2. Baskı. Stuttgart 2005.
Timo Stickler:
Die Hunnen.
München 2007, S. 51ff.; Christopher Kelly:
Neither Conquest Nor Settlement: Attila’s Empire and Its Impact.
In: Michael Maas (Hrsg.):
The Cambridge Companion to the Age of Attila.
Cambridge 2015, S. 193ff.
Getika
24:121
Pronk-Tiethoff, Saskia (2013).
The Germanic loanwords in Proto-Slavic
. Rodopi.
ISBN
9789401209847
. 14 Haziran 2021 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 26 Aralık 2020
Menges, Karl Heinrich (1995).
The Turkic Languages and Peoples: An Introduction to Turkic Studies
. Otto Harrassowitz Verlag.
ISBN
978-3-447-03533-0
. 4 Aralık 2013 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 26 Aralık 2020
Lebedynsky, Iaroslav (2011).
La campagne d'Attila en Gaule
(Fransızca). Clermont-Ferrand: Lemme edit.
ISBN
978-2-917575-21-5
Pfeilschifter, Rene (2014). Beck (Ed.).
Die Spätantike: Der eine Gott und die vielen Herrscher
. Munique.
ISBN
9783406720215
Howarth, Patrick (1995).
Attila, King of the Huns: The Man and The Myth
. Barnes & Noble Books. ss.
36
-37.
ISBN
978-0-7607-0033-4
Haas, Christopher (2004).
"Embassy to Attila: Priscus of Panium"
. Villanova University. 11 Aralık 2003 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
Thompson, E. A. (2019).
"Attila (395-453) roi des Huns (434 env.-453)"
. Encyclopædia Universalis. 7 Kasım 2010 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
"Priscus at the court of Attila"
ucalgary.ca
. 26 Kasım 2001 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
"The Brescia Medallion - Who, When, and Where?"
jasperburns.com
. 3 Aralık 2008 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
Hodgkin, Thomas (2011).
Italy and Her Invaders: 376–476
ISBN
978-0-543-95157-1
Pelejero, Borja.
"Rome Halts the Huns"
. National Geographic. 30 Ocak 2020 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
Aleteia.
"O dia em que um papa enfrentou – e venceu – os bárbaros mais terríveis"
. Aleteia. 28 Nisan 2016 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
Burgess, R. W. (1993).
The Chronicle of Hydatius and the Consularia Constantinopolitana
. Oxford: Clarendon Press. s. 103.
ISBN
978-0-19-814787-9
. 15 Ocak 2023 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 29 Mayıs 2021
Doerfer, Gerhard (1973). "Zur Sprache der Hunnen".
Central Asiatic Journal
17
(1): 1-50.
Lehmann, W. (1986).
A Gothic Etymological Dictionary
. Leiden.
Snædal, Magnús (2015).
"Attila"
(PDF)
Studia Etymologica Cracoviensia
20
(3): 211-219. 26 Ekim 2021 tarihinde kaynağından
arşivlendi
28 Nisan 2019.
Pritsak, Omeljan
(December 1982).
"The Hunnic Language of the Attila Clan"
(PDF)
Harvard Ukrainian Studies
VI
(4): 428-476.
ISSN
0363-5570
. 3 Şubat 2014 tarihinde
kaynağından
(PDF)
arşivlendi18 Mayıs 2014.
"Den grönländska sången om Atle (Attila'ya Grönland Şarkısı)"
runeberg.org
. 14 Mart 2005 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
"Monument of Turkishness"
Governorshıp of Kayserı
. 8 Ocak 2017 tarihinde
kaynağından
arşivlendi.
"The monument of Turkishness was opened to visitors (in Turkish)"
Turkgun news
. 21 Mart 2021 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 19 Şubat 2021
"Ungarische Chronica"
. 2 Haziran 2021 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 29 Mayıs 2021
Genel
Heather, Peter (2010).
Empires and Barbarians: The Fall of Rome and the Birth of Europe
. Oxford University Press.
ISBN
978-0-19-973560-0
de la Vaissière, Étienne
(2015). "The Steppe World and the Rise of the Huns". Maas, Michael (Ed.).
The Cambridge Companion to the Age of Attila
. Cambridge University Press.
ISBN
978-1-107-63388-9
Thompson, E. A. (1996). Heather, Peter (Ed.).
The Huns
. Blackwell Publishers.
ISBN
978-0-631-15899-8
Thompson, E. A. (1999). Wiley-Blackwell (Ed.).
The Huns
. Peoples of Europe. Oxford.
ISBN
978-0-631-21443-4
Maenchen-Helfen, Otto J.
(1973). Knight, Max (Ed.).
The World of the Huns: Studies in Their History and Culture
. University of California Press.
ISBN
978-0-520-01596-8
Sinor, Denis (1990). "The Hun Period".
The Cambridge history of early Inner Asia
. Cambridge Univ. Press.
ISBN
9780521243049
Tucker, Spencer C. (2010). ABC Clio (Ed.).
A Global Chronology of Conflict: From the Ancient World to the Modern Middle East
ISBN
9781851096725
Deschodt, Éric (2006). Gallimard (Ed.).
Attila
ISBN
978-2-07-030903-0
Harvey, Bonnie (2003). Chelsea House (Ed.).
Attila the Hun
Rouche, IMichel (2009).
Attila: la violence nomade
(Fransızca). Fayard.
ISBN
978-2-213-60777-1
Kelly, Christopher (2011). Vintage Books (Ed.).
Attila The Hun: Barbarian Terror and the Fall of the Roman Empire
Londra
ISBN
9781446419328
Kelly, Christopher (2015). Cambridge University Press (Ed.).
The Cambridge Companion to the Age of Attila
ISBN
9781107021754
. 4 Şubat 2021 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi:
30 Ocak
2021
Escher, Katalin; Lebedynsky, Iaroslav (2007). Éditions Errance (Ed.).
Le dossier Attila
ISBN
978-2-87772-364-0
Lebedynsky, Iaroslav (2011). Lemme (Ed.).
La campagne d'Attila en Gaule: 451 apr. J.-C
ISBN
978-2-917575-21-5
Bóna, István (8 Nisan 2002).
Les Huns: le grand empire barbare d'Europe (IVe-Ve siècles)
(Fransızca). Errance.
ISBN
978-2-87772-223-0
Cooper, Alan D. (2008). University Press of America (Ed.).
The Geography of Genocide
ISBN
978-0761840978
Dupuy, R. Ernest; Dupuy, Trevor N. (1993). HarperCollins (Ed.).
The Harper Encyclopedia of Military History: From 3500 BC to the Present
ISBN
978-0-06-270056-8
Freeman, Charles (2014). Oxford University Press (Ed.).
Egypt, Greece, and Rome: Civilizations of the Ancient Mediterranean
ISBN
9780199651917
Soren, David; Soren, Noelle (1999). L'ERMA di BRETSCHNEIDER (Ed.).
A Roman Villa and a Late Roman Infant Cemetery: Excavation at Poggio Gramignano, Lugnano in Teverina
ISBN
9788870629897
Duckett, Eleanor Shipley (1988). University of Michigan Press (Ed.).
The Gateway to the Middle Ages: Italy
ISBN
047206049X
. 2 Haziran 2021 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2021
Jordanes
(1908).
The Origin and Deeds of the Goths
. çev. Charles Christopher Mierow. Princeton University. 19 Ocak 2016 tarihinde kaynağından
arşivlendi
. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2021
Chadwick, Hector Munro (1926). Cambridge University Press (Ed.).
The Heroic Age
. Cambridge.
Babcock, Michael (2005). Berkley Books (Ed.).
The Night Attila Died: Solving the Murder of Attila the Hun
. Nova Iorque.
ISBN
978-0-425-20272-2
Bozoky, Edina (2012). Perrin (Ed.).
Attila et les Huns: Vérités et légendes
. Paris.
ISBN
978-2-262-03363-7