Papers by Ayşe Fatma Erol
Recent finds of Hellenistic mould-made relief bowls from the Ordu/Fatsa Cingirt Kayasi excavations in the southern Black Sea region
Archaeopress Publishing Ltd eBooks, May 20, 2021

Roma Imparatorlugu icin M.S. 1. ve 2. yuzyillar Pax Romana, diger degisle baris donemi olarak ani... more Roma Imparatorlugu icin M.S. 1. ve 2. yuzyillar Pax Romana, diger degisle baris donemi olarak anilmaktadir. Sozu edi-len yuzyillarda Roma’nin ele gecirdigi ve eyalet haline donusturdugu cografyalarda ekonomik refah seviyesi yukselmis ve bunun yansimalari kent mimarisinde farkli yapi tiplerinin ortaya cikmasiyla kanit bulmustur. Sutunlu caddelerin insasi da bu donemde baslamis olup, her iki kenarinda sutunlu mimariyle bicimlenen portikolarin uzandigi genis cadde tasarim-lari ortaya cikmistir. Sutunlu caddeler anitsal mimarisi ve bu mimari icinde yer bulan heykellerle, Roma Imparatorlugu’nun propaganda araci olarak mimari repertuari kullanarak guc ve kudretini gosteren simgeler haline gelmistir. Bu tur anitsal yapilar Roma toplumunun gosteris ve ihtisama duskun olan felsefesiyle de ortusen bir cizgi gostermektedir. Sozu edilen portikolarin arkasinda belli araliklarla dizilmis olan mekânlar hem uretim hem de satis amacina hizmet veren ve bu bag-lamda caddeye daha islevsellik kazandiran...

Aiolia, İonia, Karia, Lykia, Pisidia, Pamphylia, Kilikia bölgesi çeşme yapıları
Gercek kentlesmenin oldugu donemlerde, alt yapi sorunlari cozumlendikten sonra, her evde akar su ... more Gercek kentlesmenin oldugu donemlerde, alt yapi sorunlari cozumlendikten sonra, her evde akar su olmadigi icin, kent zenginligine bagli olarak, kentin belirli yerlerine cesme yapilari insa edilmistir. Roma doneminde kent yasaminda onemli ilerlemeler olmus, uzun mesafelerden kente su getirmek icin yapilmis olan kemerli su yolu, vadileri asmada Roma'hya buyuk kolaylik saglamistir. Ozellikle, suyun bol oldugu guney ve guneybati Anadolu sehirleri, gorkemli cesme yapilariyla donatilmistir. Eger bir kentte kaynak ya da aquadukt yapisi varsa, orada mutlaka bir cesme yapisi vardir. Gorkemli cesme yapilari, Roma sehirlerinin temel ozelliklerinden biri olmustur. Anadolu Roma donemi cesme mimarisinde baslica iki plan gorulur. Biri apsidal planli cesmeler, digeri ise U planli cesmelerdir. Bu planlar esas alinarak, degisik tiplemeler ortaya cikarilmistir. Havuz bolumunun arka tarafinda yukselen zengin bezemeli iki veya uc katli fasad duvarina sahip olan yapilarda, nislerle, aediculalarla olusturulan, girintili ve cikintili bir mimari sergilenir. Roma bulusu olarak yorumlanan nisli, aediculali cephe mimarisinde uc tip duzenleme gorulur: 1- Duz cephe ozelliginin on plana ciktigi, bir suru sutunun meydana getirdigi aediculalarla olusturulan cephe duzenlemesi, ornegin; Miletos Trayanus cesmesi 2-Cephe duvarinin merkezine egemen olan genisce yarim yuvarlak bir nis ve bu nisin etrafinda yer alan aediculalarla olusturulan cephe duzenlemesi, ornegin; Aspendos cesmesi, 3-Uc buyuk yarim yuvarlak nisin cephe duvarina hakim oldugu cephe duzenlemesi, ornegin; Side anitsal cesmesi gibi. Yapilarin genelde, sutunlu cadde uzerinde veya sonunda; meydanlarda; caddelerin meydanlarla karsilastigi yerlerde; iki caddenin kesisiminde; ara sokaklarda; aquaduktlerin sonunda, konumlandirildiklari gozlenir. M.S. 2. yuzyil sonunda, cesmesiz bir ana cadde hemen hemen hic yoktur. Zengin heykeltraslik eserleriyle dekore edilen bu cesmelerde, bank turu mimari elemanlarin ele gecmesi, buralarin ayni zamanda oturularak dinlenilecek ve akan suyun etkisiyle serinlenecek yerler oldugunu gosterir. Abstract After the real urbanization happened and the problems of substructure were solved, according to country's richness, such as there was no running water in the houses, the fountain buildings were built at certain points in the countries. The Roman habit of bringing water, often over considerable distances to cities and towns through aqueducts from higher points, made fountains common places. The fountain was indispensable especially in the cities of hot countries, such as south and southwest Anatolian cities, if an aqueduct or a spring was found at a site, then a fountain was there. Public fountains were essential features of complete Roman towns. The Roman fountain buildings in Anatolia showed two basic types; one is the apsidal plan and the other is the U-shaped plan. There were some variations from these basic types. Locations of the fountains were in thoroughfares, colonnaded streets, the points where the streets met plazas, street intersections, intermediate streets, or at the end of aqueducts. By the end of the 2nd century, a thoroughfare without a fountain was unknown. The fountain, that was to become the glory of the cities of the period was the type with a large architectural facade. A rectangular basin is set off by an elevated architectural backdrop. The architectural facade of two or three stories consisted of a series of two- columned aediculas and niches, which were repeated on two or three levels and was very famous. The variations of this design are classified in three main types; 1-The back wall was straight and the decoration consisted of a series of two-colomned aediculas, as in the Miletos Trayanus fountain. 2-The back wall has a large half circular niche, and the aediculas around it were again arranged on different levels, as in the Aspendos fountain. 3-The back wall was subdivided into three large niches as in the'Side monumental fountain. The niched and aediculated wall can be regarded as a Roman invention.This two or three storied facade, was heavily embellished with sculpture and with fountains spouting and cascading in all directions, in Perge the fountain which is located at the foot of the acropolis, where the water continued on from the fountain through a series of cascades spaced out along an open water channel running down the middle of the main street. This fountain was very attractive.

DergiPark (Istanbul University), Jun 14, 2023
yılları arasında yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen Geç Hellenistik-Roma Erken İmparatorluk ... more yılları arasında yürütülen kazı çalışmalarında ele geçen Geç Hellenistik-Roma Erken İmparatorluk Dönemi kırmızı astarlı seramik buluntuları bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Birçok Hellenistik Dönem yerleşiminde olduğu gibi Geç Hellenistik Dönem'le birlikte Cıngırt Kayası'nda MÖ 2. yüzyılda siyah astarlı seramik gruplarının yerini yavaş yavaş kırmızı astarlı seramiklere bıraktığı gözlemlenmektedir. Pontos Krallığı'nın MÖ 2. yüzyılda Karadeniz Bölgesi'nde giderek artan hâkimiyeti ve VI. Mithradates Dönemi'nde oluşan siyasi, askeri hareketlilik ve takip eden süreçte Roma hâkimiyetinin oluşması, Cıngırt Kayası seramik buluntularının da çeşitlenmesine yol açmış ve ele geçen seramikler üzerinden bu tarihsel süreci takip etmeyi mümkün kılmıştır. Cıngırt Kayası'nda ele geçen kırmızı astarlı seramiklerin büyük çoğunluğu bu dönemle ilişkilidir. Cıngırt Kayası'nda kaliteli sofra takımlarını oluşturan kapların farklı merkezlerden ithalleri ile karşılaşılmaktadır. Basit astarlı kaplar; Rhodos ve Knidos üretimi kaplar; Doğu Sigillataları A, Doğu Sigillataları C, Pergamon Sigillataları, Bosporus Sigillataları ve yerel üretim kaplar Cıngırt Kayası kırmızı astarlı kaliteli sofra takımlarını oluşturmaktadır. Kuzey Karadeniz Bölgesi'nde Mithradates savaşlarıyla birlikte Bosphorus Sigillatalarında görülen artışa paralel olarak Cıngırt Kayası'nda da yoğunluğun Bosphorus Sigillatlarına ait örneklerden oluşması oldukça dikkat çekicidir. Bu durum Anadolu hakimiyeti için Roma ile mücadele eden Pontos Krallığı'nın Cıngırt Kayası gibi savunmaya yönelik askeri yerleşim merkezinde de gerekli lojistiğin Kuzey Karadeniz Bölgesi üzerinden gerçekleştirildiğinin arkeolojik kanıtlarını göstermesi bakımından önemlidir. Bu ticari ilişkinin MS 1. yüzyıl boyunca da devam ettiği anlaşılmaktadır.

CEDRUS, Jun 11, 2024
Öz: Milas Müzesi'nde muhafaza edilen Stel I ve Stel II olarak adlandırılan iki mezar stelinin tip... more Öz: Milas Müzesi'nde muhafaza edilen Stel I ve Stel II olarak adlandırılan iki mezar stelinin tipolojik, ikonografik, stilistik ve kronolojik açıdan değerlendirilmesi bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Ionia ve Delos atölyelerinin etkilerini barındıran ve üçgen alınlıklı olduğu düşünülen çerçeve formuna sahip steller, yan çerçevelere göre daha kalın/yüksek olan podyum kısmı ile dikkat çekmektedir. Hellenistik Dönem'de kamu veya mezar anıtlarında kullanılan heykellerin yerleştirildiği yüksek kaidelere öykünen bu form, stellerin sahne alanında kullanılan heykelimsi figürleri taşımak amacıyla tasarlanmıştır. Birbirinden bağımsız, yan yana ayakta duran aile üyelerinin karşıya/izleyicilere baktığı günlük yaşamdan bir kesiti içeren sahnede, Klasik ve Hellenistik dönemlerdeki ünlü yapıtların yüklendiği sembolizmi üstlenen ünlü figür tipleri tercih edilmiştir. Bunlar, Pudicitia Saufeia ve Sophokles/ Palliatus gibi tiplerin yanı sıra Demosthenes-Kos ve Pudicitia Saufeia-Kos tiplerinin karışımından oluşmaktadır. Kos heykeltıraşlığındaki yenilikçi motiflerin, Demosthenes ve Saufeia gibi ünlü tiplerle birleştirilmesi, heykeltıraşın özgün düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Eklektizmin hâkim olduğu figürlerin stilistik analizi, Stel I'in MÖ II. yüzyılın sonlarında; Stel II'nin ise MÖ I. yüzyıl başlarında yapıldığını düşündürmektedir. Figür şablonlarının farklı zaman dilimlerinde kullanılması, bunların Mylasa ve çevresinde süregelen bir geleneğin ürünü olduklarını göstermektedir. Stellerin barındırdığı etkilerin Mylasa'nın komşu kentlerinin yanı sıra Ionia, Delos, Kos gibi farklı atölyelerden olması, antikçağda bir kavşak noktası konumundaki kentin kozmopolit yapısından kaynaklanıyor olmalıdır.

Selçuk Üniversitesi edebiyat fakültesi dergisi, Jun 22, 2018
Cıngırt Kayası Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Ordu/Fatsa İlçesi Yapraklı Köyü sınırları içinde buluna... more Cıngırt Kayası Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Ordu/Fatsa İlçesi Yapraklı Köyü sınırları içinde bulunan konumuyla, Antik Çağda Pontos olarak adlandırılan bölgede yer almaktadır. Antik kaynaklarda VI. Mithradates Dönemi'nde Doğu Karadeniz Bölgesi'nin kontrolü ve savunma stratejisi kapsamında oluşturulan Phrourionların varlığından söz edilmektedir. Ağırlıklı olarak yerleşimin zirve kesiminde yürütülen kazı çalışmalarından elde edilen verilere dayanarak Cıngırt Kayası'nın VI. Mithradates Dönemi'nin Phrourion karakterli yerleşimlerinden birisi olabileceği önerilmektedir. Makalenin konusunu oluşturan materyal, 2012-2014 yılları arasında devam eden kazılarda yerleşimin zirve kesiminde yürütülen çalışmalardan ele geçen unguentarium parçaları arasından seçilmiş profil veren örneklerdir. Çalışma kapsamına alınan örnekler, kazı verileri ve paralel materyal ışığında tipolojik ve kronolojik açıdan değerlendirilerek, katalog ve levha bilgileriyle sunulmaktadır. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde az sayıda yürütülen kazı çalışmalarından birisi olan Cıngırt Kayası'ndan ele geçen söz konusu materyalin tanıtılması ve değerlendirilmesiyle; konuyla ilgili ilk bilimsel verilerin paylaşılması ve bölge arkeolojisine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Milas Müzesi'nde muhafaza edilen Stel I ve Stel II olarak adlandırılan iki mezar stelinin tipoloj... more Milas Müzesi'nde muhafaza edilen Stel I ve Stel II olarak adlandırılan iki mezar stelinin tipolojik, ikonografik, stilistik ve kronolojik açıdan değerlendirilmesi bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Ionia ve Delos atölyelerinin etkilerini barındıran ve üçgen alınlıklı olduğu düşünülen çerçeve formuna sahip steller, yan çerçevelere göre daha kalın/yüksek olan podyum kısmı ile dikkat çekmektedir. Hellenistik Dönem'de kamu veya mezar anıtlarında kullanılan heykellerin yerleştirildiği yüksek kaidelere öykünen bu form, stellerin sahne alanında kullanılan heykelimsi figürleri taşımak amacıyla tasarlanmıştır. Birbirinden bağımsız, yan yana ayakta duran aile üyelerinin karşıya/izleyicilere baktığı günlük yaşamdan bir kesiti içeren sahnede, Klasik ve Hellenistik dönemlerdeki ünlü yapıtların yüklendiği sembolizmi üstlenen ünlü figür tipleri tercih edilmiştir. Bunlar, Pudicitia Saufeia ve Sophokles/ Palliatus gibi tiplerin yanı sıra Demosthenes-Kos ve Pudicitia Saufeia-Kos tiplerinin karışımından oluşmaktadır. Kos heykeltıraşlığındaki yenilikçi motiflerin, Demosthenes ve Saufeia gibi ünlü tiplerle birleştirilmesi, heykeltıraşın özgün düşünce yapısından kaynaklanmaktadır. Eklektizmin hâkim olduğu figürlerin stilistik analizi, Stel I'in MÖ II. yüzyılın sonlarında; Stel II'nin ise MÖ I. yüzyıl başlarında yapıldığını düşündürmektedir. Figür şablonlarının farklı zaman dilimlerinde kullanılması, bunların Mylasa ve çevresinde süregelen bir geleneğin ürünü olduklarını göstermektedir. Stellerin barındırdığı etkilerin Mylasa'nın komşu kentlerinin yanı sıra Ionia, Delos, Kos gibi farklı atölyelerden olması, antikçağda bir kavşak noktası konumundaki kentin kozmopolit yapısından kaynaklanıyor olmalıdır.

REI CRETARIÆ ROMANÆ FAVTORVM ACTA 46, 2020
This study aims to present Colchian amphorae samples that were obtained during excavations conduc... more This study aims to present Colchian amphorae samples that were obtained during excavations conducted in Cıngırt Kayası Fatsa/Ordu. The amphorae fragments retrieved from the excavations are dated from Hellenistic up to the Early Byzantine Period. Colchian products constitute the primary group among these amphorae from that time frame. The Colchian amphorae samples from the excavations have been evaluated in terms of their possible production centers due to their fabric, morphology
and periodisation with parallel materials. These are the first samples of their kind from the southeastern part of Black Sea region. Some publications already talk about the possible presence of these amphorae in Southern Black Sea settlements.
Indeed this possibility has been substantiated by the Colchian amphorae samples found at Cıngırt Kayası. They also present evidence to a trade relationship between Turkey’s northeastern coast and Colchis.
ΣΕΒΑΣΤΉ Studies in honour of Eugenia Equini Schneider, 2019
This paper aims to share Roman and Byzantine glass finds obtained from Cıngırt Kayası excavations... more This paper aims to share Roman and Byzantine glass finds obtained from Cıngırt Kayası excavations on the shores of Eastern Black Sea region of Anatolia and present these material which have not been published before. Glass fragments that we found in abundance date from the 2nd-3rd century A.D. the earliest to the 7th century A.D. Among them, base and stem fragments of goblets, rim and base fragments of bottles, bowls, beakers and jugs produced with free-blown technique are present.

Fatsa Cıngırt Kayası Kazılarında Ele Geçen Sinope Kökenli Amphoralar, 2022
During the excavations carried out between 2012–2014, many amphorae have been found in Cıngırt Ka... more During the excavations carried out between 2012–2014, many amphorae have been found in Cıngırt Kayası, especially those that were produced in the Black Sea region. Among those amphorae, Sinopean samples constitute the largest group after Colchian amphorae. This article discusses 19 sherds, mostly from the Hellenistic period, covering both the Roman and Byzantine periods, in terms of their morphological and fabric characteristics. While evaluating these samples, the typology and chronology created by the scientists who previously studied this subject were taken as a basis and parallel comparisons are drawn with the Cıngırt Kayası samples obtained from the Black Sea region. Cıngırt Kayası is a coastal settlement located currently in the Eastern Black Sea region of Turkey, and by presenting the Sinopean amphorae recovered from excavations from this area, this article aims to shed light on the commercial relations between Sinope and the Eastern Black Sea region of Anatolia. This article aims to contribute to the archaeology of the region and to Anatolian amphora studies.

Zeugma Antik Kenti, gunumuzde Gaziantep Ili, Nizip Ilcesi, Belkis Koyu sinirlari icinde, Firat ne... more Zeugma Antik Kenti, gunumuzde Gaziantep Ili, Nizip Ilcesi, Belkis Koyu sinirlari icinde, Firat nehri kiyisinda yer almaktadir. Makale konusunu olusturan malzeme, Zeugma Dogu Konut alanlarinda gerceklestirilen kazilar cercevesinde A, B Evi olarak adlandirilan konut alanlarindan ve kismen bu evlerin uzerine insa edilen Gec Antik Donem duvarlarinin olusturdugu mekanlardan ele gecen farkli gruplara ait ithal kirmizi astarli seramik ornekleridir . Gec Antik Donem’de Roma Donemi sigillatalarinin yerini alan kirmizi astarli seramikler, deniz ticaretinde kullanilan ana rotalarin belirlenmesi ve soz konusu donemde yerlesim kronolojisinin olusturulmasina katki sunmasi bakimindan oldukca onemlidir. Sozu edilen konutlardan ele gecen kirmizi astarli seramik gruplarina ait; ARS, PHRS ve LRD formlari saptanmistir. Orneklerin degerlendirmesinde; kirmizi astarli seramikler uzerinde ayrintili tanim ve degerlendirmelerde bulunan John W. Hayes’in ana form ve alt tip siniflandirmasi ve bunlarla ilgili t...

Milli Folklor, 2019
Anadolu’nun bereketli topraklari, gecmisten gunumuze cesitli uygarliklara ev sahipligi yapmis ve ... more Anadolu’nun bereketli topraklari, gecmisten gunumuze cesitli uygarliklara ev sahipligi yapmis ve farkli kulturlere mensup topluluklari ortak bir yasam alaninda bulusturmustur. Bu cografyada var olan her uygarlik, mevcut kulturel birikimin mirascisi olmus ve bu birikime katki saglayarak kendisinden sonraki kusaklara rehberlik yapmistir. Yasadigi cevrenin zengin bitki florasindan yararlanan Anadolu insani, ortak ve koklu bir tarim kulturunun olusumuna katki saglamistir. Arkeobotanik kanitlarin yetersizligine ragmen Anadolu’da hashas uretiminin tarih oncesi donemlere kadar uzandigi dusunulmus; bitkinin ortak bir tarim geleneginin urunu olarak farkli kulturler tarafindan benzer sekilde kullanildigini ispatlayan pek cok ornekle karsilasilmistir. Bu calismada ilk yazili ifadelerine M.O. 2. binyilda rastlanan ve her donem Anadolu insaninin ellerinde islenerek deger kazanan bu onemli bitkinin ekonomik, sosyal ve kulturel hayata ne derece sirayet ettigi uzerinde durulmustur. Hitit ve Urartul...
Evaluations of Iron Finds from the Fatsa Cıngırt Kayası Excavations
This paper aims to present iron finds that were obtained during excavations conducted in Cıngırt ... more This paper aims to present iron finds that were obtained during excavations conducted in Cıngırt Kayası, which is located in Yapraklı village, Fatsa/Ordu, in the Eastern Black Sea Region of Turkey. Cıngırt Kayası was part of the area where the Chalybes, a tribe famous for its ironworking, lived in antiquity. The iron finds have been categorised according to their function, and they have been evaluated in terms of their periodisation, typology and purpose using excavation data and parallel materials. One of the main goals of this paper is, in light of these finds, to contribute to the archaeological analysis of the Eastern Black Sea Region of Turkey, which has been relatively overlooked in archaeological studies.
Olba, May 1, 2018
PROQUEST ve TÜBİTAK-ULAKBİM Sosyal Bilimler Veri Tabanlarında taranmaktadır. Alman Arkeoloji Enst... more PROQUEST ve TÜBİTAK-ULAKBİM Sosyal Bilimler Veri Tabanlarında taranmaktadır. Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün (DAI) Kısaltmalar Dizini'nde 'OLBA' şeklinde yer almaktadır. OLBA dergisi hakemlidir. Makalelerdeki görüş, düşünce ve bilimsel değerlendirmelerin yasal sorumluluğu yazarlara aittir. The articles are evaluated by referees. The legal responsibility of the ideas, opinions and scientific evaluations are carried by the author. OLBA dergisi, Mayıs ayında olmak üzere, yılda bir kez basılmaktadır.
Fatsa Cıngırt Kayası Kazısında Bulunan Ok Uçları
Arkeoloji ve Sanat, 2016
New findings on the history and archaeology of the Eastern Black Sea region of Turkey
The Danubian Lands between the Black, Aegean and Adriatic Seas

The most important materials that can shed light on the historical atmosphere of Antiocheia on Or... more The most important materials that can shed light on the historical atmosphere of Antiocheia on Orontes are mosaic panels. The floor mosaic obtained from the Daphne Yakto villa provides valuable information by showing the topography, the architecture and the daily life of Daphne and Antiocheia on Orontes. While a part of the academic research labelled the U-shaped, colonnaded structure filled with water as a reservoir, certain details of the depiction give us clues to the possibility that this could actually be a port. Records provided by antique writers on the city and comparisons made with architecturally similar material seem to yield data that support the idea that this structure functioned as a commercial port.Günümüzde Antiocheia on Orontes antik kentinin tarihsel dokusuna ışık tutan en önemli malzeme mozaik panolarıdır. Daphne Yakto villasından ele geçen taban mozaiği, Daphne ve Antiocheia on Orontes kentlerinin antik dönem topografyası, yapıları ve günlük yaşamına ait tasvirl...
Evaluations of Iron Finds from the Fatsa Cıngırt Kayası Excavations
Settlements and Necropoleis of the Black Sea and its Hinterland in Antiquity, 2019
This paper aims to present iron finds that were obtained during excavations conducted in Cıngırt ... more This paper aims to present iron finds that were obtained during excavations conducted in Cıngırt Kayası, which is located in Yapraklı village, Fatsa/Ordu, in the Eastern Black Sea Region of Turkey. Cıngırt Kayası was part of the area where the Chalybes, a tribe famous for its ironworking, lived in antiquity. The iron finds have been categorised according to their function, and they have been evaluated in terms of their periodisation, typology and purpose using excavation data and parallel materials. One of the main goals of this paper is, in light of these finds, to contribute to the archaeological analysis of the Eastern Black Sea Region of Turkey, which has been relatively overlooked in archaeological studies.

Türkiye Bilimler Akademisi Arkeoloji Dergisi, 2014
Bu çalışmada Cıngırt Kayası 'nda 2012-2014 yıllarında gerçekleştirilen kazılardan ele geçen pişmi... more Bu çalışmada Cıngırt Kayası 'nda 2012-2014 yıllarında gerçekleştirilen kazılardan ele geçen pişmiş toprak tezgah ağırlıkları arasından seçilen örnekler katalog bilgileriyle birlikte tanıtılarak, söz konusu malzeme üzerinden yerle şimdeki dokuma çeşitliliği deneysel arkeolojik bakış açısıyla değerlendirilerek sunulmaktadır. Bahsi geçen ağırlık ların dokumacılıkta kullanıldığını düşündüren gerekçeler, kazılar sırasında ele geçen ağırşaklar ve iğ kancalarıyla destek bulmaktadır. Tezgah ağırlıkları uçları ağırlıklı dikey dokuma tezgahının kullanımı için işlevsel özellikleri belirlemede saptayıcı bir rol oynamaktadır. Deneysel arkeoloji çalışmaları, günümüze kalıntısı ulaşmamış ve bu nedenle dokuma ürünü ele geçmeyen antik dönem yerleşimlerinin tekstil üretimleri ile ilgili değerlendirme yapılmasına olanak sağlamaktadır. Çalışmamızda Cıngırt Kayası 'ndan ele geçen ağırlıklar üzerinden yapılan deneysel uygulamalarla tespit edilen do¬ kuma sıklıkları göz önüne alınarak, yerleşimin tekstil ürünlerindeki çeşitlilik yorumlanmaya çalışılmıştır. Söz konusu yerleşimden ele geçen kurşun ağırlıkların ise balıkçılık aktivitesiyle ilgili olarak kullanıldıkları düşü nülmektedir. Sualtı arkeolojisiyle ilgili çalışmalar batıklardan ele geçen piramidal kurşun ağırlıkların ve katlanmış dikdörtgen ağırlıkların olta ve ağ ağırlığı olarak kullanıldıklarını kanıtlamaktadır. Bu verilerden yola çıkarak söz konusu yerleşimin balıkçılık faaliyetlerine ışık tutacak bulguların sunulması, çalışmanın bir diğer amacını oluştur¬ maktadır.

Anadolu / Anatolia 46, 2020
The ancient city of Zeugma is currently located in the village of Belkıs, town of Nizip and city ... more The ancient city of Zeugma is currently located in the village of Belkıs, town of Nizip and city of Gaziantep. It is situated next to the River Euphrates. The material that this study has examined is red slip wares, which were held during the excavations conducted at the Eastern residential sections of Zeugma. The pottery sherds presented in this study have been obtained from the Houses A and B, and the spaces formed by the walls that were partially built on these houses during the Late Antique Period. In this period, red slipped wares which replaced the Roman sigillata are important for us to establish a settlement chronology in this area, as well as tracing the main routes used in maritime trade. Among these red slip wares obtained from Zeugma, ARS, PHRS and LRD forms have been determined. Whilst evaluating these samples, we based our study on the framework developed by John W. Hayes. His main and sub-category classifications constituted the backbone of this study. The samples are presented here in regard to their technical specifications, drawings and pictures. They are also references with similar material gathered from the nearby geography associated with Zeugma. This study aims to present the material that can establish a chronology and typology for the Late Antique Period wares of Zeugma and determine the forms of red slip wares and then bring more clarity into the trade relationships in Zeugma specifically, but also in Eastern Mediterranean region in general from the end of 4th century to the first half of the 7th century. The main forms and their sub-categories that are in scope for this study, are presented comparatively in terms of their chronology and their statistical ratios. In the end, Zeugma's trade connections will be evaluated in comparison with other settlements in the region.
Uploads
Papers by Ayşe Fatma Erol
and periodisation with parallel materials. These are the first samples of their kind from the southeastern part of Black Sea region. Some publications already talk about the possible presence of these amphorae in Southern Black Sea settlements.
Indeed this possibility has been substantiated by the Colchian amphorae samples found at Cıngırt Kayası. They also present evidence to a trade relationship between Turkey’s northeastern coast and Colchis.