Teaching Documents by Dr. Gülşen Topal Özgen
Aydın, entelektüel ya da kültürlü insan Avrupa'daki Aydınlanma Dönemi ile başlayan serüveninden b... more Aydın, entelektüel ya da kültürlü insan Avrupa'daki Aydınlanma Dönemi ile başlayan serüveninden bu yana uzun yıllar kafa yorulan bir konudur. Kimi zaman onları ortaya çıkaran nedenler üzerinde durulmuştur. Bazen çeşitli entelektüel tanımları analiz edilmiştir ve entelektüellerin rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Kuşkusuz bunlar içinde temel soru, aydının, entelektüelin ya da kültürlü insanın kim olduğuna ilişkindir. Makale kapsamında bu kavramların tanımları üzerinde durulacak ve görev, yetki, sorumlulukları açıklanmaya çalışılacaktır.
Bir Sanskrit öyküsüne göre, Tanrı Twashtri, kadını yaratmaya karar verdiği zaman erkeği yarattığı... more Bir Sanskrit öyküsüne göre, Tanrı Twashtri, kadını yaratmaya karar verdiği zaman erkeği yarattığı maddenin bittiğini, kadını yaratacak madde kalmadığını görür. Bir süre düşündükten sonra, şöyle bir çözüm bulur: Ay'ın yuvarlaklığını, sürüngenlerin kıvrımlarını, sarmaşıkların yapışkanlığını, sazların titreyişini, filin hortum ucunun ince duyarlılığını, ceylanın bakışını, arıların toplanmasını, güneş ışınlarının neşesini, rüzgarın dönekliğini, yaban tavşanının çekingenliğini, tavus kuşunun gösterişli kibirliliğini, karın soğukluğunu, ala karganın gevezeliğini, kokibanın cilvesini, turna kuşunun ikiyüzlülüğünü ve atın sadakatini alır. Bunları karıştırıp kadını yaratır! Erkeğe verir. Ama en fazla bir hafta sonra erkek geri gelir., Twashtri'ye şöyle yakınır: "Tanrım verdiğin bu yaratık, hayatı bana çekilmez hale getirdi! Sürekli konuşuyor, Benimle dayanılmaz derecede alay ediyor! Beni bir dakika yalnız bırakmıyor, hep kendisiyle ilgilenmemi istiyor ve bütün zamanımı alıyor. Aslı olmayan şeylere ağlıyor aylak aylak dolaşıyor. Onunla yaşama imkanım olmadığı için size geri getirdim" Twashtri," Peki" der ve kadını geri alır. Bir hafta sonra erkek tekrar gelir ve tanrıya şunları söyler: "Tanrım o yaratığı size verdiğim günden beri çok yalnız kaldım. Onun şarkı söyleyip dans edişini, göz ucuyla bana bakışını, beninle oynaşmasını, bana yapışmasını hiç unutamıyorum. Onun gülüşü müzikti! Ona bakmak, dokunmak, bana çok zevk veriyordu, Onu özlüyorum ve onsuz olmuyor lütfen onu bana geri ver." Twashtri bu sözler üzerine yine "Peki" der ve kadını geri verir. Aradan üç dört gün geçer, erkek yine tanrının karşısına çıkar, kadından eski yakınmalarını yineler. "Bu yaratık bana zevkten çok dert oldu", diye yakınır sızlanır. Bu sürüp giden şikayetleri duyup kızan Twashtri hiddetle, "Çekil karşımdan! Bir daha şikayetlerini dinlemeyeceğim. Kendi işini kendin hallet" der. Erkek, "Ama onunla yaşayamıyorum" deyince, Twashtri, "Onsuz da yaşayamıyorsun," diyerek aradan çekilir. İşte o günden beri, kadın ve erkek, karı koca olarak bu öyküdeki görevlerini sevgi saygı ve güven içinde benimsedikçe, ilişkilerini yaşam boyu sürdürmeye yemin ederek birlikteliklerini devam ederler .
1950'li yıllarda Harvey Jackins tarafından ABD'de kurulmuştur.
Paul Gilbert ve arkadaşları Merhamet Odaklı Terapi olarak adlandırılan kendine merhameti artırmak... more Paul Gilbert ve arkadaşları Merhamet Odaklı Terapi olarak adlandırılan kendine merhameti artırmak için dizayn edilmiş genel terapötik bir yaklaşım geliştirdiler. Gilbert ve Proctor (2009), terapi alan hastaların genellikle uyumsuz düşünce kalıplarını tanımlayabildiklerini (" Ben sevilmez biriyim), ve alternatif kendilik durumları oluşturabildiklerini (" Bazı insanların beni sevdiklerinden eminim ") ancak duygusal olarak bu süreci güvenilir bulmadıklarını ifade etmişlerdir (Neff & Germer, 2012). Bunda dolayı Merhamet Odaklı Terapi'nin (MOT) amacı, terapötik süreç içerisinde hastalara samimiyet duygusunu ve kendilerine yönelik duygusal tepkilerini geliştirmektir. CFT, görselleştirme, dil yoluyla kendine iyiliği geliştirme gibi çeşitli egzersizler aracılığıyla ve kendine merhametli davranışlar ve alışkanlıklar yoluyla bunu gerçekleştirir.
Thesis Chapters by Dr. Gülşen Topal Özgen
Hamileliğin fark edilmesi, bebeğin doğumu ve bebeğin hayatının ilk aylarında bir anne de dünyaya... more Hamileliğin fark edilmesi, bebeğin doğumu ve bebeğin hayatının ilk aylarında bir anne de dünyaya gelir. Bu psikolojik doğum, bir annenin anne olarak kendilik duygusu ve ebeveyn kimliğine sahip olmaya başladığı karmaşık bir süreçtir (Partridge, 1988). Anneliğe geçiş,̧ kimlik dönüşümünü ortaya çıkaran gelişimsel bir aşamadır. Çocuğun yaşına bağlı olarak annelik belirli safhalardan geçmektedir. Bu araştırma kapsamında orta çocukluk döneminde (5-12 yaş) çocuğu olan annelerin annelik süreçleri ve deneyimlerinin anneler tarafından nasıl anlamlandırıldığı ve kavramsallaştırıldığı incelenmiştir.
Araştırma amacına yönelik olarak nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori metodu (Strauss ve Corbin, 1998) kullanılmıştır. Buna göre en küçük çocuğu orta çocukluk döneminde olan; gelişimsel, psikolojik ya da fiziksel olarak herhangi bir problemi olmayan çocukların, boşanmış ya da dul olmayan, çekirdek aile şeklinde yaşayan aileye sahip annelerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Straus ve Corbin’in (1998) önerdiği gömülü teori analiz adımları takip edilmiş; her bir görüşmeden sonra sürekli karşılaştırmalı analiz yöntemi ile görüşmeler çözümlenmiş; açık, eksen ve seçici kodlama süreçlerinin ardından model kuramsal doygunluğa ulaştığında araştırma sonlandırılmıştır. Tüm çözümleme sürecinde MAXQDA Plus 2020 programından faydalanılmıştır.
Veri çözümleme süreci sonucunda orta çocukluk döneminde çocuğu olan annelerin annelik deneyimlerini açıklayan ehil annelik kavramı elde edilmiştir. Ehil annelik hem ebeveyn gelişim teorisinin bir dönemi olarak hem de özgün bir annelik stili olarak ele alınmaktadır. Bu kavram altı tema ile açıklanmıştır. İlk tema olan Ehil Annelik tema’sı, annelerin kendi annelik algıları ve ideal annelik algılarını göstermektedir. Bu açıdan ehil anneliğe sahip annelerin kendi annelik algıları şefkatli, kontrollü, özgürlükçü ve bilgili anneliktir. İdeal annelik algıları ise, ilgili, kendine odaklı ve dengeli anneliktir. İkinci tema olan Annelik Öncesi tema’sı altında, annenin yaşı, annenin çocuğa hazırbulunuşluğu ve köken ailesinin anneliği üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Üçüncü tema olan Anneliği Güçlendirenler tema’sı, annelik stresi ve baş etme, annenin yüksek bilişsel kapasitesi, çocuklu yaşamdan memnuniyet, annenin içinde bulunduğu şartlar, ailenin anneye verdiği destek, babanın etkisi ve anneliği ehil annelik kavramına götüren kritik zaman gibi annelik üzerinde etkileri olan faktörleri kapsamaktadır. Dördüncü tema Annelikte Uzmanlık tema’sı altında, annelerin çocuk yetiştirme hedefleri, kural koyma ve disiplin yöntemleri incelenmektedir. Beşinci tema olan Çocuk Odaklı İletişim tema’sı, çocukla güven oluşturma ve kaliteli zaman geçirme bağlamında açıklanmaktadır. Son olarak altıncı tema olan
vi
Anneliğin Dönüştürücü Etkisi tema’sı ise, annelerin anneliklerini anlamlandırma biçimleri ve anne olduktan sonra hayatlarında ne gibi değişimler yaşadıklarını göstermektedir. Annenin çocuğa hazırbulunuşluğu, annenin yaşı ve kuşaklararası annelik aktarımı ehil annelik kavramını çeşitli biçimlerde etkilemektedir. Ehil anneliğe geçiş çocuğun okul yaşına geldiği ve anneden kısmen de olsa bağımsızlaştığı zaman mümkün olmaktadır. Ehil annelikte anne benlik kavramlarını oluşturan ögelerin (şefkatli, özgürlükçü, kontrollü, bilgili ve ilgili, dengeli, kendine odaklı) annelerin çocuk yetiştirme biçimlerinin olumlu olmasına ve çocuğu ile sıcak ilişki geliştirmesine etki etmekte; annenin annelik rol doyumunu artırarak değişim ve dönüşüm yaşamasına yol açmaktadır. Araştırma sonuçları günümüz anneliği, annelikte benlik kavramı, kuşaklar arası annelik aktarımı, anneliğin kültürel temelleri, annelikte rol gelişimi konuları bağlamında ele alınmış; ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.
Araştırma amacına yönelik olarak nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori metodu (Strauss ve Corbin, 1998) kullanılmıştır. Buna göre en küçük çocuğu orta çocukluk döneminde olan; gelişimsel, psikolojik ya da fiziksel olarak herhangi bir problemi olmayan çocukların, boşanmış ya da dul olmayan, çekirdek aile şeklinde yaşayan aileye sahip annelerle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Straus ve Corbin’in (1998) önerdiği gömülü teori analiz adımları takip edilmiş; her bir görüşmeden sonra sürekli karşılaştırmalı analiz yöntemi ile görüşmeler çözümlenmiş; açık, eksen ve seçici kodlama süreçlerinin ardından model kuramsal doygunluğa ulaştığında araştırma sonlandırılmıştır. Tüm çözümleme sürecinde MAXQDA Plus 2020 programından faydalanılmıştır.
Veri çözümleme süreci sonucunda orta çocukluk döneminde çocuğu olan annelerin annelik deneyimlerini açıklayan ehil annelik kavramı elde edilmiştir. Ehil annelik hem ebeveyn gelişim teorisinin bir dönemi olarak hem de özgün bir annelik stili olarak ele alınmaktadır. Bu kavram altı tema ile açıklanmıştır. İlk tema olan Ehil Annelik tema’sı, annelerin kendi annelik algıları ve ideal annelik algılarını göstermektedir. Bu açıdan ehil anneliğe sahip annelerin kendi annelik algıları şefkatli, kontrollü, özgürlükçü ve bilgili anneliktir. İdeal annelik algıları ise, ilgili, kendine odaklı ve dengeli anneliktir. İkinci tema olan Annelik Öncesi tema’sı altında, annenin yaşı, annenin çocuğa hazırbulunuşluğu ve köken ailesinin anneliği üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Üçüncü tema olan Anneliği Güçlendirenler tema’sı, annelik stresi ve baş etme, annenin yüksek bilişsel kapasitesi, çocuklu yaşamdan memnuniyet, annenin içinde bulunduğu şartlar, ailenin anneye verdiği destek, babanın etkisi ve anneliği ehil annelik kavramına götüren kritik zaman gibi annelik üzerinde etkileri olan faktörleri kapsamaktadır. Dördüncü tema Annelikte Uzmanlık tema’sı altında, annelerin çocuk yetiştirme hedefleri, kural koyma ve disiplin yöntemleri incelenmektedir. Beşinci tema olan Çocuk Odaklı İletişim tema’sı, çocukla güven oluşturma ve kaliteli zaman geçirme bağlamında açıklanmaktadır. Son olarak altıncı tema olan
vi
Anneliğin Dönüştürücü Etkisi tema’sı ise, annelerin anneliklerini anlamlandırma biçimleri ve anne olduktan sonra hayatlarında ne gibi değişimler yaşadıklarını göstermektedir. Annenin çocuğa hazırbulunuşluğu, annenin yaşı ve kuşaklararası annelik aktarımı ehil annelik kavramını çeşitli biçimlerde etkilemektedir. Ehil anneliğe geçiş çocuğun okul yaşına geldiği ve anneden kısmen de olsa bağımsızlaştığı zaman mümkün olmaktadır. Ehil annelikte anne benlik kavramlarını oluşturan ögelerin (şefkatli, özgürlükçü, kontrollü, bilgili ve ilgili, dengeli, kendine odaklı) annelerin çocuk yetiştirme biçimlerinin olumlu olmasına ve çocuğu ile sıcak ilişki geliştirmesine etki etmekte; annenin annelik rol doyumunu artırarak değişim ve dönüşüm yaşamasına yol açmaktadır. Araştırma sonuçları günümüz anneliği, annelikte benlik kavramı, kuşaklar arası annelik aktarımı, anneliğin kültürel temelleri, annelikte rol gelişimi konuları bağlamında ele alınmış; ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.
Conference Presentations by Dr. Gülşen Topal Özgen
Bu araştırmanın amacı, evlenmemiş bireylerin duygusal ilişki tercihleri üzerinde eş seçim stratej... more Bu araştırmanın amacı, evlenmemiş bireylerin duygusal ilişki tercihleri üzerinde eş seçim stratejilerinin, mükemmeliyetçi tutumlarının ve değer tercihlerinin etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi 174’ü kadın (%81,7), 39’u erkek (%18,3) toplam 213 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara duygusal bir ilişkilerinin olup olmadığı sorulduğunda 67 (%31,4)’si evet, 146’ı (%68,6) ise hayır cevabı vermiştir. Katılımcılara Eş Seçim Stratejileri Envanteri (Altuntaş ve Atlı, 2015), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Mısırlı- Taşdemir, 2003) ve Schwartz Değer Tercihi Listesi (Kağıtçıbaşı ve Kuşdil, 2000) uygulanmıştır. Araştırmada ölçeklerden elde edilen verilerin analizi için lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Lojistik regresyon sürekli, kesintili, ikili veya bunların karışımı bir grup değişkenden grup üyeliği gibi kesintili bir sonucu yordama imkanı vermektedir. Lojistik regresyon fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında sınıfandırma ve bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkileri araştırmak için kullanılmaktadır. Araştırma sonucunda katılımcıların duygusal ilişki içerisinde olup olmamaları üzerinde eş seçim stratejilerinden aile kurumu ve güven ile fiziksel özellik değişkeni, değer tercihlerinden ise yeniliğe açıklık ve özaşkınlık değerlerinin etkisi olduğu bulunmuştur. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır.
Papers by Dr. Gülşen Topal Özgen
TRC JOURNAL OF HUMANITARIAN ACTION, 2022
In recent years, there has been a growing public, political, and academic interest in the concept... more In recent years, there has been a growing public, political, and academic interest in the concept
of community resilience to better understand and enhance community development in the face of
natural disasters, epidemics, economic crises, and other challenges. The importance of community
resilience has become even more critical, especially after the earthquake disaster that occurred in
Turkey on February 6, 2023, affecting 10 provinces and resulting in the death and injury of thousands of people. This study aims to investigate the psychometric properties of the Turkish Transcultural Community Resilience Scale (TCRS) in Turkish adult samples. The study participants consisted of 405 (76% female) adults aged between 18 and 58 (X2
= 27.44, ss = 10.12). The data were
collected through the Turkish versions of the TCRS, the Brief Psychological Resilience Scale, and
the Patient Health Questionnaire-4. The psychometric properties of the Turkish TCRS were analyzed by using confirmatory factor, reliability, and correlation analysis. Based on confirmatory factor
analysis, the 28-item, three-factor structure of the scale had acceptable goodness-of-fit values in
the Turkish participant group. Cronbach’s alpha and McDonald’s omega reliability coefficients for
the total score of the scale were high. The reliability coefficients were good in terms of community
strengths and support, community trust and faith, and community values subscales. Correlation
analysis revealed that TCRS had a positive relationship with psychological resilience scores, and
a negative relationship with anxiety and depression scores. In conclusion, the TCRS has a similar
factor structure to the original form, acceptable fit indices, and high reliability coefficients.
of community resilience to better understand and enhance community development in the face of
natural disasters, epidemics, economic crises, and other challenges. The importance of community
resilience has become even more critical, especially after the earthquake disaster that occurred in
Turkey on February 6, 2023, affecting 10 provinces and resulting in the death and injury of thousands of people. This study aims to investigate the psychometric properties of the Turkish Transcultural Community Resilience Scale (TCRS) in Turkish adult samples. The study participants consisted of 405 (76% female) adults aged between 18 and 58 (X2
= 27.44, ss = 10.12). The data were
collected through the Turkish versions of the TCRS, the Brief Psychological Resilience Scale, and
the Patient Health Questionnaire-4. The psychometric properties of the Turkish TCRS were analyzed by using confirmatory factor, reliability, and correlation analysis. Based on confirmatory factor
analysis, the 28-item, three-factor structure of the scale had acceptable goodness-of-fit values in
the Turkish participant group. Cronbach’s alpha and McDonald’s omega reliability coefficients for
the total score of the scale were high. The reliability coefficients were good in terms of community
strengths and support, community trust and faith, and community values subscales. Correlation
analysis revealed that TCRS had a positive relationship with psychological resilience scores, and
a negative relationship with anxiety and depression scores. In conclusion, the TCRS has a similar
factor structure to the original form, acceptable fit indices, and high reliability coefficients.
The Family Journal: Counseling and Therapy for Couples and Families, 2022
The transition to motherhood is a developmental stage in which a woman’s identity reveals its tra... more The transition to motherhood is a developmental stage in which a woman’s identity reveals its transformation into her maternal identity. Motherhood goes through certain stages based on the child’s age. Motherhood during middle childhood differs from other periods in terms of experiences, meanings, practices, and the child’s needs (Barnard & Solchany, 2002). The current study focuses on exploring mothers’ personal experiences of motherhood through a grounded theory framework in order to conceptualize motherhood in middle childhood. The sample was consisting of 22 mothers of children. As a result, the concept of expertise in motherhood (EIM) was obtained, which explains the maternal experiences of mothers with children in middle child- hood. EIM is explained through six themes: EIM, pre-motherhood, motherhood enhancers, expertise in child-rearing, child-cen- tered communication, and the transformative power of motherhood. The research results are discussed in light of the relevant literature on motherhood, maternal self-concept, and maternal role development.
This study examined the relationship between intelligence levels, self-perception, and the academ... more This study examined the relationship between intelligence levels, self-perception, and the academic achievement of fourth-grade primary school students. The study was carried out with 36 students in a state school in Istanbul, Turkey. A survey was administered with a demographic form containing the students' Turkish and Mathematics course achievement scores and personal information, the Wechsler Intelligence Scale for Children-Revised-WISC-R, and the Piers-Harris Children's Self Concept Scale. The findings indicated that neither self-perception nor the academic achievement is related to gender. Student intelligence scores were strongly related to mathematics scores and weakly related to Turkish scores. Achievement scores for Turkish and mathematics were positively associated with the information subtest scores for long-term memory in the verbal section of WISC-R. Achievement scores for the mathematics course predicted the digit symbol subtest scores (psychomotor coordination and speed) in the performance section of WISC-R. Intelligence and academic success had no significant relationship with the children's self-concepts.
Educational Research in International Context, 2018
Bu araştırmanın amacı, evlenmemiş bireylerin duygusal ilişki tercihleri üzerinde eş seçim stratej... more Bu araştırmanın amacı, evlenmemiş bireylerin duygusal ilişki tercihleri üzerinde eş seçim stratejilerinin, mükemmeliyetçi tutumlarının ve değer tercihlerinin etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi 174'ü kadın (%81,7), 39'u erkek (%18,3) toplam 213 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara duygusal bir ilişkilerinin olup olmadığı sorulduğunda 67 (%31,4)'si evet, 146'ı (%68,6) ise hayır cevabı vermiştir. Katılımcılara Eş Seçim Stratejileri Envanteri (Altuntaş ve Atlı, 2015), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay ve Mısırlı-Taşdemir, 2003) ve Schwartz Değer Tercihi Listesi (Kağıtçıbaşı ve Kuşdil, 2000) uygulanmıştır. Araştırmada ölçeklerden elde edilen verilerin analizi için lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Lojistik regresyon sürekli, kesintili, ikili veya bunların karışımı bir grup değişkenden grup üyeliği gibi kesintili bir sonucu yordama imkanı vermektedir. Lojistik regresyon fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında sınıflandırma ve bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkileri araştırmak için kullanılmaktadır. Araştırma sonucunda katılımcıların duygusal ilişki içerisinde olup olmamaları üzerinde eş seçim stratejilerinden aile kurumu ve güven ile fiziksel özellik değişkeni, değer tercihlerinden ise yeniliğe açıklık ve özaşkınlık değerlerinin etkisi olduğu bulunmuştur. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır. Abstract: The aim of this research is to examine choosing partner strategies, perfectionist attitudes and values for emotional relationship preferences of never-married individuals. The sample of this study composed of totally 213 never-married individuals, 174 females (81,7 %) and 39 males (18,3%) and 67 individuals (31,4%) are in a emotional relationship when 146 individuals (68,8 %) are not. Choosing Partner Strategies Inventory (Altuntaş ve Atlı, 2015), Multidimensional Perfectionism Scale (Özbay ve Mısırlı-Taşdemir, 2003) and Schwartz Value Survey (Kağıtçıbaşı ve Kuşdil, 2000) were used and logistic regression analysis was used for the analysis of the data obtained from the scales in the study. Logistic regression allows for an intermittent end result such as continuous, intermittent, binary, or a mixture of them as a group or group membership. Logistic regression is also used in the science and social sciences to investigate the relationship between classification and dependent and independent variables. As a result of the research, it was found that participants' participation in the emotional relationship was affected by the family establishment and trust and physical attribute variables from the partner choosing strategies, and the values of openness and self-transdance from the values.
Books by Dr. Gülşen Topal Özgen
PSİKOTERPİ VE PSİKOLOJİK DANIŞMADA MANEVİYAT: KURAMLAR VE UYGULAMALAR, 2017