Papers by Gürcü Selcan Sağlık Şahin

Azerbaycan Halk Cumhuriyeti 1918: Kuruluş, 2024

Research paper thumbnail of Mahtumkulu'nun Yaşnâme Türünde Yazılmış Şiirlerinde İnsanoğlunun Yaş Yılları

Folklor Akademi Dergisi, 2024

Turkmen poet Mahtumkulu Firakî was born in 1724 in the Hacigovshan village of Turkmenistan. Mahtu... more Turkmen poet Mahtumkulu Firakî was born in 1724 in the Hacigovshan village of Turkmenistan. Mahtumkulu produced works with partially different verse styles, without abandoning the local themes and style of expression specific to the Turkmens, dealing with the subject of mysticism and divine love, which started with Yunus Emre, as well as the subject of worldly love, as in Karacaoglan. In his poems, Mahtumkulu touched upon a wide variety of topics such as family, homeland, state, politics, religion, love, social values and health. The great Turkmen poet Mahtumkulu Firakî, in his poems about people, sometimes expressed how people developed in his own years of age, and sometimes how people in general developed in their ages, which can be basically listed as childhood, youth and old age. Two of Mahtumkulu's poems, written in the genre known as "yashnâme", "age/life epic", "age folk song" and "vucudnâme" in minstrel literature, were first published in Prof. Dr. Saadet Çagatay's work titled Turkish Dialects Examples (from the 8th to the 18th Century); of which the first edition was published in 1950. The poem is listed in the section about the Divan of Mahdumkulu. In her publication, Çagatay benefited from Samoylovic's works published in Cyrillic letters in Aşgabat (1944) and Boruoğlu's works published in Arabic letters in Aşgabat (1926). These Mahtumkulu poems were printed by Amil Çelebioglu in 1985, in the work titled "Yaşnâmes in Turkish Literature" in the Journal of Turkic Studies, published by the Marmara University Faculty of Science and Letters. In the aforementioned article, Çelebioğlu shares Mahtumkulu's 4 chronicles. These are "Dördünde ya Beşinde" (Mana Bilmez Yaşında), "Mekana Geldiñ" (Nihana Geldiñ), "Joşa Yetdiñ" and "Düşen Günlerim". In this study, a total of 6 age epic poems, 4 of which are common with Mahtumkulu's and Çelebioglu's works and 2 of which are different (Sana Geldiñ, Kana Geldim), have been discussed and examined. The original texts of the poems included in this study were taken from publications on Mahtumkulu made in Ashgabat in 1959, 1992, 1993 and 1994. The equivalents of the poems in Turkish were taken from Annagurban Aşırov's work, which includes Mahtumkulu's poems and was published in two volumes in Turkey in 2014. No further effort was made to translate. As can be seen above, the names of the poems in Çelebioglu's work differ from the names used for the same poems today. It should be noted that the poems are known in Turkmenistan with the names they appear in this study. Apart from the poems listed here, Mahtumkulu also has poems that indicate that he has reached various ages (such as "Yetişti Yılım"). However, they were not included in the study because they did not exhibit the characteristics of age epic.

Tarih Sahnesinde Türk Dünyası Kadını Uluslararası Sempozyumu Bildiriler Kitabı, 2023

IX. Türk Dili Kurultayı, 2021

Hece Dergisi Özel Sayı, 2022

Uluslararası Türk Dünyası Yunus Emre Sempozyumu Bildiri Kitabı, 2021

Research paper thumbnail of TÜRKMEN HALK KÜLTÜRÜNDE VE EDEBİYATINDA BALIK

Teke Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 2019

Türk dilinde balık sözcüğü Orhun yazıtlarından günümüze tanıklanan bir sözcüktür, ancak en eski m... more Türk dilinde balık sözcüğü Orhun yazıtlarından günümüze tanıklanan bir sözcüktür, ancak en eski metinlerdeki bu sözcük hep "şehir" anlamında kullanılmıştır. Türk dilinin tarihî seyri içinde Karahanlı, Çağatay, Harezm, Memlük Kıpçak Türkçesi dönemlerine ait eserlerde ise balık "suda yaşayan, solungaçla nefes alan canlı" anlamında kullanılır hale gelmiştir. Türkmen Türkçesi dâhil olmak üzere Türk lehçelerinin genelinde de sözcük balık biçiminde karşımıza çıkar. Türkiye"nin aksine Türkmenistan, denizlerle çevrili olmamakla birlikte literatürde "deniz" olarak anılan Hazar"a kıyısı olan bir ülkedir. Dörtte biri Karakum çölüyle kaplı Türkmenistan"da sınırlı olan su kaynaklarına karşın, bunlardan sonuna kadar faydalanılmaktadır. Hatta Türkmen Türkçesinin balık ve balıkçılıkla ilgili söz varlığı Memeddurdı Sarıhanov tarafından derlenmiş ve Balıkçılık Leksikası adıyla yayımlanmış (Aşgabat 1993); balık, Türkmen halk kültüründe ve edebiyatındaki yerini almıştır. Okuyucu bu çalışmada, Türkmen Türkçesindeki balık adlarının, balığın uzuvlarına verilen adların, balığı tutmak için kullanılan aletlere verilen adların ve balıkla ilgili Türkmen atasözlerinin, bilmecelerinin, halk inanışlarının ve rivayetlerinin yanısıra günümüz Türkmenistan"ında balıkçılıkla ilgili gelişmeleri de bulacaktır. Anahtar Sözcükler: Türkmen Türkçesi, Türkmen halk edebiyatı, balık, balıkçılık leksikası. FISH IN TURKMEN FOLK CULTURE AND LITERATURE Abstract The word "balık" is a word that in Turkish language that is referenced since the Orkhon Monuments to today, although in ancient texts it meant "city". In the historical flow of the Turkish language, "balık" gradually meant "that lives in water, breathes via gills" in the texts of Chagatay, Kharezm, Mamelouk, and Kiphchak Turkish eras. In most of the Turkish dialects, including the Turkmen Turkish, "balık" means fish. Contrary to Turkey, Turkmenistan do not have sea access, yet borders Khazar, "Caspian Sea", which is called sea in the literature. Turkmenistan, of which Karakum Desert occupies one quarter, utilizes the limited water resources to full extent. Turkmenistan"s fishery lexicon has been collected and published by Memeddurdı Sarihanov (Ashgabat 1993); fish has a certain place in the Turkmen folklore and literature. In this study one can find the Turkmen Turkish fish names, names for the parts of the fish, names for the fishing tools, and aphorisms, riddles, and legends concerning fish, as well as recent developments in fishing industry of current Turkmenistan.

Research paper thumbnail of Türkmen Türklerinde Ölüm: Geleneksel Uygulamalar ve Söz Varlığı
ÖZET İnsan hayatında üç önemli geçiş töreni olduğuna inanılır. Bunlar " doğum, evlenme ve ölüm " ... more ÖZET İnsan hayatında üç önemli geçiş töreni olduğuna inanılır. Bunlar " doğum, evlenme ve ölüm " dür. İslam inancına göre ölümün son olmadığı ve ahiret hayatına olan inanç düşünülürse ölüm, tam olarak bu dünyadan öteki dünyaya geçişi temsil eden bir kavram olarak karşımıza çıkar. Metaforlarla dolu dünyamızda, insan hayatı bir yolculuğa benzetilecek olursa, doğumla başlayan bu yolculuğun son durağı ölümdür. Nerede, nasıl gerçekleşeceği bilinmediğinden ve insanı sevdiklerinden ayırmasından ötürü ölümden korkulsa da, kaçınılmaz bir son olmasından ötürü eski Türkler tarafından bir tehdit olarak görülmediği ve soğukkanlılıkla karşılandığı ifade edilir. Bu çalışmada ölümle ilgili söz varlığı, Türkmen Türkçesinde ele alınıp incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda ölmek fiili başta olmak üzere bu fiilden türeyen ölü, ölüm, ölen gibi isimler ile ölüyü defnetmek anlamındaki fiiller ve defin işlemleri sırasında kullanılan eşyaların (kefen, tabut vb.) Türkmen Türkçesindeki karşılıkları tespit edilmiş; yer yer bunlarla ilgili karşımıza çıkan metaforik kullanımlara (örneğin TTü. tahta at " tabut " = TrkmT. ağaç at), ölümle ilgili inanışlara, ölümden sonra ölüyü gömme sırasındaki ve defin sonrasındaki uygulamalara dikkat çekilmiştir. Türkmen Türklerinde ölüm, dil ve kültür bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın teorideki ilham kaynakları Jean Paul Roux'un Altay Türklerinde Ölüm ve Edward Tryjarski'nin Türkler ve Ölüm adlı eserleri olmakla birlikte, Türkmen Türkçesindeki söz varlığı Türkmen Türkçesindeki sözlüklerden ve başta büyük Türkmen şairi Mahtumkulu'nun şiirleri olmak üzere edebî eserlerden tespit edilmiş ve tanıklanmıştır. ABSTRACT It is believed that there three major transitions in human life; these are " birth, marriage, and death ". Death is not the end according to the Islam, and when one considers the afterlife, death becomes a concept that symbolizes the transition from one World to another. In the

Research paper thumbnail of Yayımlanışının Yüzüncü Yılında Atebetü'l-Hakayık'ta Karşıtlıklar
ÖZET Yapısal, biçimsel, sözcüksel anlam bilim üzerine yapılmış bilimsel çalışmalarda sözcüklerin ... more ÖZET Yapısal, biçimsel, sözcüksel anlam bilim üzerine yapılmış bilimsel çalışmalarda sözcüklerin zıtlığını ifade etmek için kullanılan karşıtlıklar her dilde ve dil konuşurunun önce zihninde sonra dilinde yer alan bir kavramdır. Karşıtlıklarda ikililik esastır: genç:yaşlı, ileri: geri, almak:vermek vb. Dinî, felsefî, didaktik eserlerde de ikililiğe dayanan kavramlara sık rastlanmaktadır. Fuad Köprülü'nün, " Kutadgu Bilig'den sonra onunla aynı lehçe dairesine (Hâkâniye Türkçesi) mensup olarak günümüze kadar ulaşan en eski Türk klâsiklerinden " diye tanımladığı nasihatnâme türündeki Atebetü'l-Hakayık'ta da anlam bilimin karşıtlık kavramının güzel örneklerini bulmak mümkündür. Bu çalışmada Karahanlı (Hâkâniye) Türkçesi döneminin ilk İslâmi eserlerinden olan Atebetü'l-Hakayık'ta karşıtlık türleri örnekleriyle ele alınmıştır. ABSTRACT Oppositions is used to depict the opposite of one word in the scientific studies about the structral, formal and lexical semantics, and it is a term that exist in every language and in the minds first and tongues second of every speaker. Duality is fundamental in oppositions; young-old, forward-backward, give-take etc. This duality is often observed in religious, philosophical, and didactic texts. Atebetu'l-Hakayik, which is described by Fuad Köprülü as " one of the oldest Turkish classics that survived and is part of the same dialect area as Kutadgu Bilig (Khanate Turkish) " is an example for didactic texts that includes beautiful samples of opposites. In this paper, opposite classifications with examples from the Atebetü'l-Hakayik, which is one of the earliest Islamic texts of the Khanate Turkish era, are studied.

Bu çalışmada karşıtlıkların bir türü olan ilişkisel karşıtlıkların Kutadgu Bilig'deki örnekleri ü... more Bu çalışmada karşıtlıkların bir türü olan ilişkisel karşıtlıkların Kutadgu Bilig'deki örnekleri üzerinde durulmuştur. İlişkisel karşıtlıklar, daha çok toplum içindeki sosyal rollere, statülere ve akrabalık ilişkilerine vurgu yaparlar. Kutadgu Bilig siyaset bilimle yakından alâkalı eğitici bir eser olduğundan, burada sadece yukarı:aşağı boyutundaki ilişkisel karşıtlardan dönemin toplumundaki sosyal statüyü gösteren yukarı tabaka /yöneten /hükmeden ile aşağı tabaka /avam/yönetilen/hükmedilen arasındaki anlam ilişkisini gösteren örnekler üzerinde durulmuştur.

Türkmen (Oğuz) kadının toplum ve aile içindeki konumu, kadına bakış hem tarihî hem de modern kayn... more Türkmen (Oğuz) kadının toplum ve aile içindeki konumu, kadına bakış hem tarihî hem de modern kaynaklardan getirilecek örneklerle hem de bizzat bugünkü Türkmenlerin dillerinden, edebiyatlarından, inançlarından getirilecek örneklerle tespit edilmeye ve incelenmeye çalışılmıştır.

Research paper thumbnail of Kırım Tatar Türklerinin Bahar Bayramı: Tepreş SAĞLIK ŞAHİN, Selcan MTAD 2012, 9 (2): 69-88; DOI: 10.1501/MTAD. 9.2012. 2.14 E-yayın Tarihi: 17 Temmuz 2012

mtad.humanity.ankara.edu.tr

ÖZET Bayramlar temelde dinî ve millî bayramlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Her milletin çeşitli... more ÖZET Bayramlar temelde dinî ve millî bayramlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Her milletin çeşitli etkinliklerle kutladıkları bahar bayramları mevcuttur. Bahar bayramları insanları bir araya getirip, millet olduklarının idrakine varmalarını sağlamalarından ötürü millî bayramlar arasında sayılabilirler. Ancak bazı bahar bayramlarının temelinde dinî inanışlar da yatabilir. Tıpkı Kırım Tatar Türklerinin bahar bayramlarından tepreş/hıdırlez/kıdırlez'de olduğu gibi. Tepreş sözcüğü tepre-"hareket etmek" fiilinin "doğanın hareket etmesi, kıpırdanması ve baharın gelmesi" şeklinde anlamlandırılması ile hıdırlez sözcüğü ise Hıdır ve İlyas peygamberlerin adlarının bir araya gelmesiyle ilişkilendirilmektedir. Esasen Kırım Tatar Türkleri arasında navrez, tepreş/hıdırlez, derviza gibi çeşitli bahar bayramları kutlanmaktadır. Bu çalışmada okuyucu, bunlardan tepreş/hıdırlez'in kökenine ait görüşleri, bu bayramın kutlanmasına ilişkin etkinlikleri ve uygulamaları bulacaktır.

mtad.humanity.ankara.edu.tr

Çorbacı terimine, Gagauz edebiyatında atasözü ve deyimler ile halk masalı, şiir, hikâye, povest t... more Çorbacı terimine, Gagauz edebiyatında atasözü ve deyimler ile halk masalı, şiir, hikâye, povest türündeki ürünlerde rastlamak mümkündür. Terim üzerine yapılan bu çalışma teriminin tarihî bir geçmişi olduğu ve Osmanlı Devletine kadar dayandığını göstermektedir. Osmanlı Devleti zamanında askerî bir terim olarak karşımıza çıkan çorbacı, daha sonraları toplumsal tipoloji unsuru haline gelmiştir. Gagauz Türklerine ait edebî eserlerde çorbacının, egemen sınıfı, toplumsal eliti canlandırdığı, zengin:fakir, ben:öteki karşıtlığını ifade ettiği anlaşılmaktadır.