Book Reviews by Recep Baydemir

Research paper thumbnail of The Philosophical and Social Power of Poetic Language: A Review of Mills’ Book Poetry, Performativity, and Ordinary Language Philosophy

Litera: Journal of Language, Literature and Culture Studies, 2025

The interaction between literary theory and the philosophy of language has, in recent years, incr... more The interaction between literary theory and the philosophy of language has, in recent years, increasingly opened up discussions on the influence of philosophical discourse on aesthetic forms and the intellectual potential of poetic language. In this context, Philip Mills’ work Poetry, Performativity, and Ordinary Language Philosophy offers an interdisciplinary and original approach, arguing that poetry can be understood not only as an aesthetic form of expression but also as a philosophical act that reveals the world-constituting nature of language. Mills argues that poetic language, which Austin dismissed as ‘non-seriousness’ and ‘parasitic’ in his work How to Do Things with Words (1975), can actually be at the centre of performative language theory. Mills enriches this claim with references to figures such as Ludwig Wittgenstein, Stanley Cavell, and Friedrich Nietzsche, and successfully grounds it with examples drawn from contemporary French poetry.

Immigration realities: Challenging common misperceptions By ErnestoCastañeda & CarinaCione, New York: Columbia University Press. 2024. pp. 368

International Migration, 2025

Urban movements and climate change: loss, damage and radical adaptation edited by Marco Armiero, Ethemcan Turhan, and Salvatore Paolo De Rosa, (eds.). Amsterdam, Amsterdam University Press, 2023, 290 pp., index. €122.00 (hardback), ISBN 9789463726665, € 0,00 (eBook PDF), e-ISBN 9789048554805

Social Movement Studies, 2025

Research paper thumbnail of Coğrafya Mahkumları: Dünyanın Kaderini Değiştiren On Harita - Prisoners of Geography: Ten Maps That Explain Everything About the World

Electronic Journal of Social Sciences, 2018

Bu çalışmada, bir gazeteci ve yazar olan Tim Mashall’ın, jeopolitik alanında yazdığı, neredeyse b... more Bu çalışmada, bir gazeteci ve yazar olan Tim Mashall’ın, jeopolitik alanında yazdığı, neredeyse başından sonuna kadar sürekli insanlık tarihini etkileyen ve ülkelerin kaderini belirleyen en önemli unsurun -coğrafyanın- olduğunun ispatlanmaya çalışıldığı, bu anlamda uluslararası en iyiler arasında yer alan Coğrafya Mahkumları: Dünyanın Kaderini Değiştiren On Harita isimli kitabı incelenmektedir. Söz konusu kitabın değerlendirildiği bu çalışmada, kitabın bazı eksiklikleri bulunmakla birlikte, sadece bir coğrafyacının, coğrafya öğrencisinin veya siyaset bilimcinin okuması gereken bir kitap değil, aynı zamanda bu alana merak sarmış tüm öğrenciler, akademisyenler, yazarlar, araştırmacılar ve nihayetinde, herkesin sıkılmadan okuyabileceği bir kitap olma özelliğinde olduğu vurgulanmaktadır.
In this study, a journalist and author, Tim Mashall, who has written in the geopolitical field, has been trying to prove that the most important factor that has influenced the history of humanity from the beginning to the end and which determines the destiny of the countries Prisoners Of Geography: Ten Maps That Explain Everything About The World In this study which evaluates the book, although the book has some shortcomings, it is not only a book that should be read by a geographer, geography student or political scientist, but also all students and academics, writers, researchers, and, ultimately, one who can read it without being bored. İt is emphasized that it is a book.

Research paper thumbnail of Mesleğin İncelikleri: Sosyal Bilimlerde Araştırma Nasıl Yürütülür?

Munzur Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2017

Dilenci kadınlar üzerine hazırlamaya çalıştığım bitirme tezi için, elimde bazı görüşme notlarının... more Dilenci kadınlar üzerine hazırlamaya çalıştığım bitirme tezi için, elimde bazı görüşme notlarının olduğu bir dosyayla, daha fazla dilenciyle görüşme yapmak umuduyla Diyarbakır'ın sokaklarında gezinirken yağmur bastırmış elimdeki dosya ıslanmaya başlamıştı. Bunun önüne geçme telaşıyla kendimi bir çantacıda buluverdim. Çanta satan adam " öğrenci " olduğumu anlamış olmalı ki, hangi bölümde okuduğumu sordu: " Sosyoloji " dedim. Tabi toplumun ezici çoğunluğu gibi bu adam da sosyolojinin ne olduğunu bilmiyordu: " Söylediğin şey [sosyoloji] kaç yıllıktır, ne işe yarar, bitirince ne yaparsınız, yani ne oluyorsunuz? " gibi sorular sormaya başlamıştı. Elimden geldiğince izah etmeye çalışmış; alanımın toplumla ilgili olduğunu bu yüzden toplumsal olaylar, sorunlar vs. ilgilendiğimi söylemiştim. Diyarbakır'da kadın dilenciliğin neden yaygın olduğunu anlamaya çalıştığımı, elimdeki dosyada kadın dilencilere ait bilgilerin olduğu söyleyince, adam kendisinden gayet emin: " Bunun için mi fakülte okuyorsun? Bunun için fakülte okumaya gerek yok ki. Gel ben sana burada neden dilencilik yapılıyor anlatayım. Ben de bunu yapabilirim. Yani sizin farkınız nedir? " Bu tepki üzerine adeta başımdan aşağı bir kazan kaynar su dökülmüş gibi, açıkçası birazda acemi bir öğrencinin hâletiruhiyesiyle, adamın karşısında " donup kalmıştım " .

Research paper thumbnail of Kent Hakkı: Sosyal Adalet ve Kamusal Alan Mücadelesi

İDEALKENT, 2025

Kentler, yalnızca binalardan, cadde, sokak ve parklardan ibaret değil; aynı zamanda toplumsal ili... more Kentler, yalnızca binalardan, cadde, sokak ve parklardan ibaret değil; aynı zamanda toplumsal ilişkilerin, kültürel dinamiklerin ve güç mücadelelerinin yoğunlaştığı alanlardır. Dolayısıyla, kentler, fiziksel yapılarıyla birlikte, içerdikleri kamusal alanlar ve bu alanlarda cereyan eden toplumsal mücadelelerle şekillenir. Don Mitchell’in Kent Hakkı: Sosyal Adalet ve Kamusal Alan Mücadelesi adlı kitabı, bu karmaşık yapının derinliklerine inerek, şehirlerin nasıl birer sosyal üretim alanı haline geldiğini sorguluyor. Kent hakkı kavramını merkezine alan Mitchell, kamusal alanların sosyal adalet mücadelesindeki kritik rolünü açığa çıkarıyor. Okuyuculara, şehirlerin görünmeyen yüzlerini keşfetmeleri ve sosyal eşitlik uğruna verilen mücadelelerin dinamiklerini anlamaları için bir kapı aralayan bu eser, kentsel teorinin ve aktivizmin sınırlarını zorlayan bir yolculuğa davet ediyor.

Research paper thumbnail of M. Fatih Karakaya, Şimdi Al Sonra Öde: Borçla Satın Almanın Tarihsel Sosyolojisi, Vakıfbank Kültür Yayınları, 2023, 464 s.

İnsan ve Toplum, 2024

Her alışveriş yeni bir hikâyenin başlangıcıdır. Bir ürünü satın almak, sadece maddi bir değişim d... more Her alışveriş yeni bir hikâyenin başlangıcıdır. Bir ürünü satın almak, sadece maddi bir değişim değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir etkileşimdir. Özellikle de bugüne değin, alışveriş biçimleri ve ödeme yöntemleri evrim geçirmiştir. Bu evrimin en belirgin örneklerinden birisi de “Şimdi Al Sonra Öde” kültürüdür. Yani, “borç” kültürüdür. Ve bu kültür, özellikle de günümüz tüketim toplumunda, oldukça yaygınlaşmış durumdadır. Nitekim, artık neredeyse hepimizin cebinde/cüzdanında bir veya birden fazla bankaya ait kredi kartı bulunuyor. Bunlar, “bankalara ait”, bize değil... Onlar istenildiğinde bize verilen ve istenildiğinde de geri alınan kredilerdir. Biz, bu kredileri bankalardan alıp alışveriş yaparken, karşı tarafa “yaz tahtaya, al haftaya” derken, karşı taraf da bize “sorun yok, şimdi al sonra öde” demiş oluyor. Bu bakış açısına göre insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için, önceden paraya sahip olmak zorunda değildir. Bunun yerine, gelecekteki gelirlerine dayanarak, borçlanma yoluyla hemen satın alabilirler. Bu durum, tüketim alışkanlıklarının ve finansal davranışları köklü bir değişimine işaret ediyor.

Research paper thumbnail of Kitap İncelemesi: Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida, Davet: Konukseverlik Üstüne. (Aslı Sümer, Çev.) Metis Yayınları, 2020

Sosyoloji Dergisi, 2024

Bu çalışmada, Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida'nın Davet: Konukseverlik Üstüne isimli kitab... more Bu çalışmada, Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida'nın Davet: Konukseverlik Üstüne isimli kitabı incelenmektedir. Kitapta, Jacques Derrida'nın 1996 yılında verdiği "Konukseverlik Üstüne" seminerlerinden iki oturumla birlikte, bu seminerlere bizzat katılmış Anne Duforumantelle'in "Davet" adlı metni yer almaktadır. Dufourmantelle "Davet" yazısında, katıldığı seminerlerde Derrida'nın tartışmalarını çeşitli açılardan analiz etmektedir. Derrida ise, seminerlerinde, "yabancı" ne demektir, kim yabancıdır? "Öteki" kimdir? Neden ötekidir? "Misafir/konuk" kimdir, konukseverlik nedir? "Konuk", bir "yabancı" mıdır? Konukseverliğin yasa, koşul ve sınırları var mıdır, varsa nelerdir? Mutlak bir konukseverlik mümkün müdür? "Etik" ve "ahlak" yasaları ile konukseverlik yasaları arasındaki ilişki nedir? İkisi karşı karşıya geldiğinde hangisi diğerinden daha üstün tutulur? gibi sorulara yanıt aramaktadır. Derrida'nın incelikli ve derinlikli yaklaşımının bir ürünü olan bu kitapta, bir taraftan klasik edebi metinlerden pasajlar sunarak diğer taraftan da son teknolojik gelişmelerden örnekler vererek, "yabancı", "öteki", "konuksever" gibi kavramları yapıbozumuna uğratmakta ve onları bildiğimizin ötesine taşımaktadır. Derrida böylelikle, hem zihnimizdeki "yabancı" imgesini ters yüz etmekte hem de konukseverliğin yasa ve koşullarını sorgulayarak mutlak ve koşulsuz bir konukseverlik yasasının olmadığının altını çizmektedir.

Books by Recep Baydemir

Contemporary Social Transformations: Power, Identity, Culture, and Knowledge in A Changing World, 2025

According to this narrative, being subject to time and history means embarking on a path towards ... more According to this narrative, being subject to time and history means embarking on a path towards the "modern" goal. Although these paths may differ within these teleological boundaries, there is no other goal, no other destination; our fate is the same.

Contemporary Social Transformations: Power, Identity, Culture, and Knowledge in A Changing World, 2025

Research paper thumbnail of The Impacts of Mass Migration on Family Structure in the Context of Marriage and Divorce: Some Case Evidences from Sanliurfa, Türkiye

Current Concepts and Innovative Research in Social, Human and Administrative Sciences, 2025

In this study, I aim to evaluate marriage and divorce practices between the host community and mi... more In this study, I aim to evaluate marriage and divorce practices between
the host community and migrants based on the findings of a study conducted on Syrians in Sanliurfa. While I use data obtained from a literature review in my research, I primarily draw on my doctoral thesis, which I conducted in Sanliurfa between April and September 2020. I discuss marriage and divorce practices between the host community and migrants based on data obtained from Syrians and Sanliurfa residents in Sanliurfa. The findings of my research show that social contact between the two communities has increased significantly, particularly through marriages, but that these relationships are asymmetrical due to ‘different social positions,’ ‘perceptions,’ and ‘power dynamics.’ Looking at the results regarding marriage and divorce patterns, it is seen that the divorce rate among Syrian participants after migration is low (8 per cent). In contrast, approximately half of the Syrians stated that one of their family members got married after migration. While 80 per cent of marriages after migration took place among Syrians, 20 per cent were with individuals from Sanliurfa. The data I have obtained clearly indicates that there is a significant level of contact between the two communities based on marriage. However, from the perspective of the Sanliurfa participants, the fact that 66 per cent of participants stated that they would be uncomfortable if a member of their family married a Syrian indicates that the cultural distance between the two communities persists and that marriage serves as an important boundary for the Sanliurfa participants.
The most important finding I reached in my research was that Sanliurfa
participants tended to conceal their relationships with Syrians. This situation can be explained by ‘negative social perceptions’ towards Syrians, ‘othering discourses’ and ‘the host community’s desire to see itself in a primary position’. Therefore, it is understood that reporting kinship relationships leads to being perceived as a ‘loss of status’ or ‘degradation and humiliation.’ Based on these important findings, I argue that kinship and marriage relationships between migrants and the host community are shaped in the context of the ‘dominant community’ and ‘power relations.’
Keywords – Forced Mass Migration, Marriages and Divorces, Family Structure, Syrians, Sanliurfa/Türkiye.

Turizm ve Kültür Araştırmaları, 2025

Research paper thumbnail of US’s Power Struggle in the Middle East and Its Sociopolitical Reflections: Golan Heights Decision

Social Problems in the Context of Globalization, 2024

It is known that the Middle East geography has been complicated by wars and civil conflicts for a... more It is known that the Middle East geography has been complicated by wars and civil conflicts for a long time. The civil wars in many countries, especially in the aftermath of the Arab Spring, have made this geography one of the most complex geographies as sociopolitically in the world. On top of all these, some controversial decisions taken by US President Donald Trump during his presidency for the Middle East have led to various sociopolitical developments in this geography. One of Trump’s controversial decisions on the Middle East was his decision on the Golan Heights on March 21, 2019. According to this decision, the Golan Heights, which had been under Israeli occupation since 1967, was recognized as Israeli territory. This decision has profoundly affected not only the geopolitical balances in the Middle East, but also the political and social dynamics in the region. For this reason, this study aims to discuss the possible reasons behind Trump’s decision and the emerging sociopolitical developments in the Middle East after this decision. This study attempts to understand the repercussions of this decision in international relations and the region by analyzing the literature, the news reflected in the press and the statements made by the leaders. To summarize, this study aims to analyze the sociological and political calculations behind Trump’s move that upset the regional balances and the sociological and political reflections of this move for the region. Thus, this chapter focuses on the US power struggle with actors in the Middle East and itsimplications for the region through the example of Trump’s Golan Heights decision. Also, this chapter raises the question of how Trump’s decision may affect the future of the Middle East and invites to rethink the factors that determine the social and political fate of the region.

Sociological Evaluations of Various Social Transformation, 2023

HARRAN ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA KURULU (HÜBAK), 2017

Papers by Recep Baydemir

Research paper thumbnail of Problems Encountered by the Syrians in the Context of Cultural Conflict and Integration: A Case Study of Şanlıurfa City

The Copernicus Journal of Political Studies , 2019

The process that started with a demonstration against the regime on 15 March 2011 spurred by desi... more The process that started with a demonstration against the regime on 15 March 2011 spurred by desire to reform dera/syria quickly turned into a civil war. The resulting forced immigration presented turkey with the challenge of one of history's largest immigration movements. turkey adopted open door policy towards syrians and gave them temporary protection status. Thus the syrians were considered to be guests of turkey until they could return to their homeland . however, internal disturbances in syria became increasingly complex and the syrians' stay turned into a long-term one. as the case of Şanlıurfa city demonstrates, there are significant cultural differences between the syrian immigrants and the indigenous people, which include clothing, traditions, customs , attitudes and behaviours. They make integration of both peoples difficult and cause a serious cultural clash between the local people and the syrians in the city. These emerging problems inspired this research, which aims to show-case the problems of socio-cultural integration of the syrians through a case study of Şanlıurfa city and to examine the factors underlying these problems .

Research paper thumbnail of Toplumsal Hareketlilikler ve Bir Melez Kimlik Örneği Olarak “Türkiyeli Suriyeliler”

İnsan Hareketliliği Uluslararası Dergisi, 2025

Bu çalışmada, göç literatüründe toplumsal hareketlilikler ve etkileşimlerin bir sonucu olarak, Tü... more Bu çalışmada, göç literatüründe toplumsal hareketlilikler ve etkileşimlerin bir sonucu olarak, Türkiyeli Suriyeliler olarak adlandırılabilecek yeni bir kavrama doğru yol alındığı ileri sürülmektedir. Suriyelilerin uzun yıllardır Türkiye'de yaşaması, ev sahibi toplumla etkileşim kurması ve kültürel bağlarının yeniden şekillenmesi, yeni bir melez kimlik oluşumunu beraberinde getirmiştir. Bu araştırmada, özellikle Türkiye'de doğan ya da çok küçük yaşta Türkiye'ye gelen ve Suriye ile kişisel bağları sınırlı olan bir kuşağın genel profilleri, Göç İdaresi Başkanlığı ve UNHCR verileri, önceki araştırmaların bulguları ve basına yansıyan bazı haber ve yazılar üzerinden incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, Suriyelilerin Türkiye'nin tüm illerine yayılmakla birlikte, belirli bölgelerde yoğunlaştığını göstermektedir. Bu dağılım, kültürel yapı ve etkileşim düzeyine bağlı olarak melez kimlik oluşumunun farklılaştığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, Suriyeliler ile Türkiyeliler arasındaki evlilikler ve bu evliliklerden doğan çocuklar, melez kimliklerin şekillenmesine önemli katkı sunmasının yanında, özünde söz konusu kimlik bu grubu referans almaktadır. Yeni nesil Suriyelilerde, Suriye'ye dair değer atfedilen bir "memleket" geçmişinin olmaması, Türkiye'ye duyulan aidiyet hissinin artması, dil ve kültürel uyum, bu kimliği güçlendiren etmenlerden olmuştur. Ortaya çıkan sonuçlar, yeni bir melez kimliğin inşa edildiğini göstermektedir. Bu araştırmada, bu yeni kimlik, Türkiyeli Suriyeliler olarak kavramlaştırılmıştır. Almanyalı Türkiyeliler kavramı gibi, bu kavram da göç literatürünü yeniden şekillendirecek kritik bir olguyu ifade etmektedir. Bu çalışmada, ileri sürülen Türkiyeli Suriyeliler kavramı, göç literatürüne iki ana yenilik sunmaktadır. Birincisi, geçici koruma statüsünden ziyade, yerleşikliğe işaret eden bir kimlik tanımlamasıdır. Bu, göç literatüründeki göçmen-sığınmacı-mülteci kategorilerinin dışında, yerel bağları ve aidiyet hislerini de kapsayan yeni bir anlayış ortaya koymaktadır. İkincisi, Türkiyeli Suriyeliler kavramı, klasik göç tartışmalarının ötesine geçerek, kimlik inşasında, aidiyet, sosyokültürel etkileşim, dilsel ve mekânsal faktörlerin önemini vurgulamaktadır. Social Mobilizations and “Syrians from Türkiye” as an Example of Hybrid Identity Abstract This study argues that in migration literature is moving towards a new concept that can be called Syrians from Türkiye, because of social mobilizations and interactions. As Syrians have been living in Türkiye for many years, interacting with the host society and reshaping their cultural ties, a new hybrid identity has emerged. In this study, the general profiles of a generation that was born in Türkiye or came to Türkiye at a very young age and has limited personal ties with Syria are analyzed through data from the Directorate of Migration Management and UNHCR, findings of previous studies and some news and articles in the press. The findings of the study show that Syrians are concentrated in certain regions, although they are spread across all provinces of Türkiye. This distribution reveals that hybrid identity formation differs depending on the cultural structure and level of interaction. Moreover, marriages between people who Syrians and from Türkiye and the children born from these marriages contribute significantly to the shaping of hybrid identities. For the new generation of Syrians, the lack of a “homeland” background in Syria, an increased sense of belonging to Türkiye, language and cultural adaptation have been among the factors that strengthen this identity. The results show that a new hybrid identity is being constructed. In this research, this new identity is conceptualized as Syrians from Türkiye. Like the concept of Turks from Germany, the concept of Syrians from Türkiye represents a critical phenomenon that will reshape the migration literature. The concept of Syrians from Türkiye put forward in this study introduces two main innovations to the migration literature. First, it is an identity definition that points to residency rather than temporary protection status. This introduces a new understanding beyond the migrant-asylum-seeker-refugee categories in migration literature, encompassing local ties and feelings of belonging. Second, the concept of Syrians from Türkiye transcends classical migration debates and emphasizes the importance of belonging, sociocultural interaction, linguistic and spatial factors in identity construction.
Keywords: Migration, Social Mobility, Identity, Belonging, Hybrid Identity, Syrians from Türkiye

Research paper thumbnail of Kırılganlık Zincirlerini Kırmak: Afetlere Karşı Dirençli Bir Toplumu Nasıl İnşa Edebiliriz?

Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2025

Afetler, insanlık tarihinin başlangıcından beri toplumları ve medeniyetleri şekillendirmede etkil... more Afetler, insanlık tarihinin başlangıcından beri toplumları ve medeniyetleri şekillendirmede etkili olmuştur. Tarih boyunca depremler, kasırgalar, seller, savaşlar, iç çatışmalar, nükleer patlamalar ve diğer bütün afetler, bir taraftan fiziksel yapıların diğer taraftan da birey, grup ve toplumların dirençliliğini test etmiştir. Fakat, afetlerin neden olduğu yıkımın boyutunu belirleyen sadece onların şiddeti değil, aynı zamanda karşılaştıkları yapı, birey ve toplulukların kırılganlığıdır da. Dolayısıyla, kırılganlık kavramını derinlemesine incelemek ve buna dönük politikalar geliştirmek afetlere karşı daha dirençli kentler, yapılar ve toplumlar oluşturmanın anahtarı olabilir. Bu çalışmada, "kırılganlık zincirlerini kırmanın" afetlerle başa çıkmanın ve afet risklerini azaltmanın en etkili yollarından birisi olacağı ileri sürülmektedir. Bunun için de afetlerde kırılganlık biçimlerinin neler olduğuna dair genel bir çerçeve oluşturularak, bu kırılganlıklarla nasıl mücadele edilebileceği tartışmaya açılmakta ve "kırılganlıkları kırmaya" dair bazı önerilerde bulunulmaktadır. Afetlerin yıkıcı etkilerine karşı toplumların kırılganlığını anlamak ve azaltmak için kritik bir perspektif sunan bu çalışmada, afetlerle mücadele etmek ve afetlerin zararlarını en aza indirgemek için "topluluk direncini artırmak" bir seçenek olduğu gibi, "kırılganlıkları kırmanın" da önemli bir seçenek olduğunun altı çizilmektedir.

Research paper thumbnail of Suriyelilerin Portresi Akademik Çalışmaların Ötesinde Mi? Bir Eleştirel Literatür Değerlendirmesi

Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2025

Öz Türkiye’de son yıllarda genelde göç olgusu özelde de Suriyeliler, literatürde alevlenmiş bir ... more Öz
Türkiye’de son yıllarda genelde göç olgusu özelde de Suriyeliler, literatürde alevlenmiş bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Suriyelilerle ilgili her gün neredeyse onlarca yeni “akademik” çalışma yayımlanırken, bu anlamda binlerce çalışmanın olduğu geniş bir literatür birikmiştir. Ancak, bu literatürde, metodolojik sorunlar, dilin ve terimlerin yanlış kullanımı, önyargılar, bulguların genelleme biçimi, kuramsal hatalar, yanlış kavram kullanımları gibi ciddi hataların ve eksikliklerin olduğu çalışmalar göze çarpmaktadır. Bu araştırmada, Suriyelilerle ilgili yapılmış akademik çalışmalardaki metodolojik sorunlar, yanlış dil ve kavram kullanımları, önyargılar ve genelleme eğilimleri vurgulanarak mevcut literatür eleştiriye tabi tutulmaktadır. Araştırmada, Google Scholar, Dergipark, Ulakbim TR Dizin ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanları üzerinden “Suriyeli” ve “Suriyeliler” kelimeleri girilerek genel bir tarama yapılmıştır. Tarama sonrası ortaya çıkan çalışmalar, tematik olarak gruplandırılmıştır. Böylelikle, doğrudan veya dolaylı olarak Suriyelilerle ilgili yapılmış çalışmalar belirlenerek, bu çalışmaların genel bir çerçevesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Araştırmada, Suriyeliler üzerine niceliksel açıdan zengin bir literatürün biriktiği ve bu literatürün Suriyelileri çeşitli açılardan anlamaya katkı sağladığı, ancak söz konusu literatürün Suriyelilerin portresini henüz ortaya koymaktan uzak olduğu vurgulanmaktadır.
Anahtar Kelime: Türkiye’deki Suriyeliler, Akademik Çalışmalar, Literatür Eleştirisi, Nesnellik, Kavramsal ve Metodolojik Sorunlar.
    Abstract
In recent years in Türkiye, the phenomenon of migration in general and Syrians in particular has become a frequently discussed topic in the literature. While almost dozens of new “academic” studies on Syrians are published every day, a vast literature with thousands of studies has accumulated. However, in this literature, studies with serious errors and deficiencies such as methodological problems, misuse of language and terms, prejudices, generalization of findings, theoretical errors, and misuse of concepts stand out. In this study, methodological problems, misuse of language and terms, biases and generalization tendencies in academic studies on Syrians are emphasized and the existing literature is subjected to criticism. In the research, a general search was conducted by entering the words “Syrian” and “Syrians” through Google Scholar, Dergipark, Ulakbim TR Index and CoHE National Thesis Center databases. The studies that emerged after the search were grouped thematically. In this way, a general framework of these studies was tried to be established by identifying studies directly or indirectly related to Syrians. The study emphasizes that a quantitatively rich literature on Syrians has accumulated, and that this literature contributes to understanding Syrians from various perspectives, but that this literature is still far from presenting a portrait of Syrians.
Keywords: Syrians in Türkiye, Academic Studies, Criticism of Literature, Objectivity, The Problems of Conceptual and Methodological.

Research paper thumbnail of Algılar ve Gerçekler: Suriyeliler Bizden Daha Mı Zengin?

Göç Dergisi, 2024

Bu araştırma, ev sahibi halkın göçle gelenlere yönelik algılarının gerçeklikle örtüşüp örtüşmediğ... more Bu araştırma, ev sahibi halkın göçle gelenlere yönelik algılarının gerçeklikle örtüşüp örtüşmediğini Şanlıurfa’dan örnek bir araştırmayla test etmeye çalışmaktadır. Araştırma, Şanlıurfa örneği üzerinden, göç edenlere yönelik ev sahibi toplumda oluşan algı ve yargılarla gerçeklik arasındaki kopuk ilişkiye dikkat çekmektedir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, veri toplama tekniği olarak anket tekniğine başvurulmuştur. Bu kapsamda, Şanlıurfa şehrinde Suriyelilerin yoğun olarak yaşadığı 45 mahallede rastlantısal/olasılıklı örneklem yoluyla, Suriyeli ve Şanlıurfalılardan oluşan toplam 720 gönüllü katılımcıya anket formu uygulanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 22 Paket Programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma neticesinde, Suriyeli katılımcıların %55’inin herhangi bir yerden yardım almadıkları; Suriyeli katılımcıların %6,4’ünün Şanlıurfalı katılımcıların %20,8’inin hiçbir gelirinin olmadığı; Şanlıurfalı katılımcıların %47,8’inin Suriyeli katılımcıların %68,2’sinin asgari ücretin altında bir gelire sahip olduğu; Şanlıurfalı katılımcıların %54’ünün Suriyeli katılımcıların %67’sinin aylık gelirinin evlerini geçindirmeye yetmediği ortaya çıkmıştır. Şanlıurfalı katılımcıların %19’unun, Suriyeli katılımcıların ise, %96,4’ünün “başkasına ait bir evde” ve “kirada” yaşadığı çarpıcı biçimde ortaya çıkmıştır. Ayrıca, mülk edinme haklarının olmaması ve gelir yetersizliği gibi sebeplerin, Suriyelilerin sosyoekonomik hayatına doğrudan yansıdığı anlaşılmaktadır. Ortaya çıkan sonuçlar, her iki katılımcı grubun da sosyoekonomik olarak zayıf ve kötü durumda olduğunu ortaya koymakla birlikte, Suriyeli katılımcıların Şanlıurfalı katılımcılara oranla daha yoksul ve daha zor durumda olduklarını göstermektedir. Ancak, en önemlisi de araştırma kapsamında elde edilen veri ve bulgular, “Suriyelilerin hepsi devletten maaş/yardım alıyor”, “Suriyeliler bizden daha zengin”, “Suriyeliler okuma-yazma bilmiyorlar, eğitimsiz insanlardır” şeklindeki bütün Suriyelilere genellenen bazı toplumsal algı ve yargıların gerçeklikle örtüşmediğini ortaya koymaktadır.